Ali “Nazik Mektup”

Bugünün ne özelliği var?
Hiç…

Ama herkesin, kimsenin bilmediği keşkeleri vardır. Belki unutamadıkları, belki de sadece sonunu merak ettikleri. Belki bir hatadır, belki de doğrunun ta kendisi ama artık keşke demekten başka çare yoktur.
Çünkü; yaş yolun yarısına yakındır…
Yıllar önce Teyzem’e yazdığım bir mektup geldi aklıma. 10 yıl geçmiş üzerinden. Nereden geldi akına diyeceksiniz.
Bilmiyorum!!!
Arşivimi karıştırdım ve buldum. Aynen yayımlamıyorum ama özetle budur…
Bu arada uzun süre patlıcan yememiştim.
Şimdi ise patlıcan varsa soframda, özel bir sebebi kesin vardır.

“Ne yazıcam, ne anlatacağım bilemiyorum.
Kafam boşta parmaklarım hangi tuşa basarsa unu yazıyorum.
Bugün doğum günümdü, saat 4 oldu. Doğum günüm gelsin diye bekliyordum, geldi ve geçiyor. Yaş büyüyor, bütün kıyafetler eskiyor, tırnaklarım uzadı, kırıldı. Bir resme başladım hevesle bitti, hevesimi bile alamadan.
Geçenlerde sınava girmiştim, kapılarda nöbet tutuyordum adım listede mi diye, adımı da buldum listede, sınavı da kazandım… Şimdi okulda bitiyor.
Eskiyorum, yoruluyorum. Hissetmeye başladım.
Her şeyi geçtim, ben iyi olmaya çalışırken kendime çok kötü davranmışım.
 
Patlıcan diyorum kıymetliydi benim için.
Ben patlıcan olan her sofraya oturdum, iyi halt ettim…
 
Geçenlerde patlıcanlı bir yemek yaptım ama bunun tarifi hepsinden daha farklı zevkle hazırlanıp, ağız tadıyla yeniliyor.
 
Her zamanki gibi en kudretli, kendine güvenen ve dokunmaya kıyamadığım tüm patlıcanları aldım. İlk önce bütün şefkatimi ona vererek yıkadım. O arada en büyük ocağı sonuna kadar açtım ve yan yana iki patlıcanı ocağa yatırdım. Ocaktan çıkan ateşin maviliği, patlıcanla beraber turuncuya yakın bir sarıya dönüştü. İşte bu benim rengim. O her zaman  rengi ile gurur duyan patlıcanlar kap kara olmaya başladı yavaaaaş yavaş. Oysa o renk bana hep arayıp bulamayacağım bir renk gibi gelirdi.
Bak o da hemen nasıl değişti?
Kabarmaya başlıyor bütün bedeni, çıtııır çıtır dökülüyor parçaları, ocağının üzerine. Başka zaman olsa ocak kirlendi diye üzülürdüm ama, gözüm onu bile görmüyor. Aksine, parçalar düşerken hiç mutlu olmadığım kadar mutlu oluyorum.
 
Kiri bulaşmasın diye bir gazetenin üzerine yatırdım patlıcanları. Hep yükseği gösteren kafalarından tutarak siyahını temizledim, bıçak kullanmam, tenim değmeli. Bıçaktan güzel temizler ellerim.
Küçüldü bütün patlıcanlar, hepsini büyük diye seçerek almıştım halbuki. Yeni bileylenmiş bir bıçakla doğrayarak tabağın içinde iyice ezdim. Ezdikçe iyice küçüldüler.
 
Tek başına güzel olmaz, tuz döktüm üzerine, sonra biraz da yağ. Patlıcan yağı ve tuzu sevmez, tadını değiştirir diye. Çünkü hep tek başına varolmak ister ama olmaz. Tadına baktıkça anlarsın sen. O yüzden sevmez bu ikisini. Ve ben zevk aldım bunları yanına koyarken.
İstesem önceden de yapabilirmişim “Ali Naziği”. Ama olsun geçte olsa varıyorum tadına.
Sonra üzerine yoğurt dökerek gömüyorum patlıcaları. Ardından zor pişiyor olsalar da dana etlerini koyuyorum. Ben dana eti severim.
Dana etleri patlıcanları sevmiyor bile olsa, ateşi görmeden önceki asaletine olan sadakatimin simgesi onlar.
 
Şimdi deli gibi kaşıklıyorum sevdiğimi. Artık tek yapacağım şey sabahı beklemek. Geri kalanını bedenim halledecek. O daha iyi ayırıyor yarayıp yaramayanı bence :))
Son defa sabah göreceğim, o da bakmaya tenezzül edersem.
Ve karnımın zilleri yine çalacak. Olsa da yesek diyeceğim ama sadece kahvaltı hazırlamaya gücüm yetecek. Belki de ayak üstü yiyip çıkacağım. Çünkü o kadar emek harcadım ki o patlıcanlara, ne bedenim bir kez daha yorulmak isteyecek onu güzelleştirebilmek için, ne de midem kaldıracak.
 
…ve ayak üstü yaptığım kahvaltı bile beni dünkü ziyafetten daha fazla doyuracak.
Şimdi karnım tok. Umarım bir kez daha acıkmam…

Afiyet Olsun Mu?
 

 
 

Kaydet

Kaydet

16 Responses

  1. Tümay Seyfeli dedi ki:

    Çok güzel olmuş. Afiyet olsun…

  2. Bahar Elkovan dedi ki:

    On yıl önce afiyet oldu. Hatta sindirmesi de kolay oldu 🙂

  3. Tamer Dardar dedi ki:

    patlıcan sevmeye devam ediyormusun hala özellikle ali nazik:))

  4. Bahar Elkovan dedi ki:

    Yiyorum, yedikçe anıyorum..:)

  5. audrey dedi ki:

    şiir gibi edebi bir tarif olmuş :-))

  6. yüreğine sağlık sevgiler

  7. Saadet Uslu dedi ki:

    :))))))))))))))))))) Ne keyifli bir yazı…Kalemine sağlık.

  8. Elit Stil dedi ki:

    ahahah, çok güldüm

  9. Hamarat Ablam dedi ki:

    Güzel paylaşım için teşekkürler 🙂

  10. :)))) Çok tatlısın yaaa harika, afiyet olsun 🙂

  11. nahide zereyak dedi ki:

    Patlıcanları şefkatle yıkayıp sonra da harlı ateşe koymak…. Yazık patlıcanlara..:)

  12. çatlakkafe dedi ki:

    keyifle okudum yazınızı ,sevgiler

  13. Kızsal Şeyler dedi ki:

    Harika bir tarif olmuşş zevkle okudum 🙂 yerim ben o ali naziki 🙂

  14. eşimde bende ayılarak yeriz ali naziki güzel yazı =) http://kozmetikpsikolojisi.blogspot.com.tr/ bloğuma beklerim sizi de =)

  15. Kasım Tök dedi ki:

    güzel bir paylaşım olmuş yazınızı keyifle okudum teşekkürler.

    http://microsoftteknolojileri.blogspot.com.tr/

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir