Fazla Oyuncak ve Kıyafet İsrafı

Eğitim Danışmanı Zübeyde Bağlan günümüzde anne-babalarının en sık düştükleri tuzaklardan birini yazmış… Çocuklarına çok fazla oyuncak ve kıyafet almanın onların psikolojisinde yarattığı olumsuzlukları hepimiz az çok biliyoruz ama bir uzmanın anlatacakları çok kıymetli. Çünkü ister istemez hepimiz bu hataya düşüyoruz. Özellikle de son dönemlerde…
Çünkü anne-babalar, bir yandan yoğun bir şekilde modern toplumların yarattığı “tüketici insan” modelinin etkisinde, diğer yandan birçoğu geç saatlere kadar çalışmak zorunda olanların yaşadığı “ebeveyn suçluluğu” içindedirler. Her iki etken de anne-babayı, çok fazla almaya ve çok fazla vermeye yönlendiriyor. 
Vitrinlerdeki ürün çeşitliliğinin dayanılmaz cazibesi hemen herkes için sahip olma arzusunu güçlü bir şekilde kışkırtmaktayken anne-babalar da yaşamlarının birçok alanında karşılaştıkları bu arzuyu söz konusu çocukları olduğunda çok daha yoğun bir şekilde hissediyor ve kontrol bu duyguyu kontrol etmekte güçlük çekiyorlar. Hele de bu anne-babalar, günümüzde sayısı giderek artan “geç saatlere kadar çalışan” anne-babalardan ise…
Suçluluk Duygusu
Çocuklarının her istediklerini yaparak, onlara çok fazla oyuncak ve kıyafet alarak, birlikte olamadıkları zamanı telafi etmeye ve içinde bulundukları suçluluk duygusundan kurtulmaya çalışmaktadırlar.
Bu anne-babalar çocuklarının sevgisini kaybedeceklerinden çok fazla korkmaktadırlar. Onların sevgisini kaybederlerse her şeyi kaybedeceklerini düşünürler. Çünkü artık yaşam koşullarının zor olduğu, evliliklerin, birlikteliklerin hızla kurulup, çözüldüğü, dostluk bağlarının gevşediği bir toplumda yaşamaktayız. Bu nedenle günümüz yetişkinlerinin güvendiği ve yatırım yaptığı tek değer çocuklarıdır. Onların sevgisini kaybetmemek için anne-babalar, yaşamı her yönüyle çocuklarının istekleri doğrultusunda kurgulamaktadırlar.
Bu anne-babalar kendi hayal kırıklıklarını ve bu hayal kırıklıklarına tahammül edemeyişlerini tamir etmek amacıyla, sahip oldukları çocuklarına her şeyi çok fazla alarak ve çok fazla vererek onları doyurmaya çalışırken, aslında kendilerini, kendi çocukluklarını ve olmamış benliklerini doyurmaktadırlar.
O halde bir çocuğa çok fazla oyuncak ve kıyafet almak gerçekte kimin ihtiyacıdır? O ya da bu sebeple, çocuğa çok fazla oyuncak ve kıyafet almak, bir şeyleri ona çok fazla vermek (bu sevgi de olabilir) elbette onun gelişimini olumsuz yönde etkiler. Çünkü gelişim süreçleri boyunca çocuklar aşırı değil, dengeli ebeveyn tutumlarına ihtiyaç duyarlar. Çocuk gelişiminin hemen her alanında olduğu gibi burada da tutarlı, kararlı ve gerektiğinde hayır diyebilen ebeveynlere ihtiyaç vardır. 

“Hayır”ın Öğrettikleri

Çocuk anne-babadan gelen “hayır” yanıtlarıyla büyür. Bu yanıtlardır ona yaşamda her istediğine, istediği zaman ulaşamayacağını öğreten. Böylece çocuk kendi sınırları ile diğerlerinin sınırlarını ayırt etmeye başlar. Nerede durup, nereye kadar gidebileceğini görür. Bu da kendine olan güveninin gelişmesini sağlar. Kendi kendini sınırlayabilen çocuğun artık ötekine ihtiyacı yoktur. Yani bağımlılıktan çıkmaya hazırdır.
Evde, aile içinde sınırları belirlenemeyen, anne-baba-çocuk üçgeninde bir üçüncü olduğu yani “öteki” olduğu bilinci kazandırılamayan çocuk, ev dışındaki sosyal yaşam alanlarında da kendisini ve karşısındakinin sınırlarını belirlemekte ve sağlıklı sosyal ilişkiler kurmakta zorlanır. Dışarıda da tıpkı evdeki gibi sınırlar, kurallar olmadan, aklına estiği gibi hareket etmek, beğendiği her şeyi almak ister, tabi hayal kırıklığına uğrar. Çünkü tüm sosyal ilişkilerde olduğu gibi zaman zaman karşısındakilerin sınırları ile ve hayır yanıtıyla karşılaşır, reddedilir.
Hayal kırıklıklarına uğramak ve bununla baş edebilmeyi öğrenmek, elbette yaşamın bir parçası ve çocuk gelişiminin, büyümenin en önemli deneyimlerindendir. Ancak çocuk bu deneyimi ilk önce, aile içinde, anne-baba ile birlikte, onların koşulsuz sevgileri eşliğinde edinmelidir. Önce onların yasaları ile karşılaşmalı, onların arasında ötekiliği kabul etmelidir. Böylece çocuk ev dışındaki yaşamında karşılaştığı diğer yetişkinlerle, öğretmenleri ve arkadaşları ile sağlıklı, uyumlu ilişkiler kurabilir ve bu ilişkilerde öteki olmayı becerebilir. Bu deneyim, elbette yetişkin yaşamındaki sosyal ilişkilerinde de benzer sonuçları getirecektir. Başarılı iş ilişkileri, sağlıklı ve doyurucu arkadaşlıklar, eş olabilme ve anne-baba olabilme gibi.
Sonuç olarak, anne-babalar çocuklarının büyümelerini, kendi ayakları üzerinde durabilen bağımsız bireyler olabilmelerini istiyorlarsa, onlara her şeyi vermekten vazgeçmeli, onlar için sınırları belirleyen ve gerektiğinde onlara “hayır” demekten çekinmeyen anne-babalar olabilmelidirler.
Çocuklarına çok fazla oyuncak ve kıyafet alırken bunun gerçekte kimin ihtiyacı olduğunu hatırlamalıdırlar.
 
Eğitim Danışmanı
Zübeyde Bağlan
 
 

Kaydet

18 Yanıt

  1. D. Soygul dedi ki:

    Maalesef. Onlara verebilecegimiz en degerli sey zaman. Az da olsa zaman ayirmak onu bir kösede oyuncagiyla yalniz birakmaktan iyidir.

  2. gerçekten en pahalı oyuncakla oynamaktan sa oğlum benimle bezelye ayıklayıp sohbet etmekten daha çok hoşlanıyor. Kaliteli olsun ama 5 dk olsun, yeterki değer verildiğini hissetsin çocuk.

  3. Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Zaten büyüdüğünde de ihtiyacı olmasa da almaya devam ediyor. Ve hatalar zinciri devam edip gidiyor.Ellerinize sağlık.

  4. LEZZET TRAMVAYI dedi ki:

    güzel bir konu ben ihityaca göre almaya çalışıyorum genelde

  5. Güzel bir konuya değinmişsin canım özellikle de günümüz dünyasın da gerçekten çocuklarla birlikte vakit geçirmek anne baba için öncelik olmalı . sevgiler.

  6. Ne yazıkki günümüzde bir çok aile bu hataya düşüyor.

  7. Bahar Elkovan dedi ki:

    Kesinlikle başka bir ihtiyaçları yok.. Anne baba ile geçirilecek bir saat onlara çok şey katıyor

  8. Bahar Elkovan dedi ki:

    Sohbet ederek çocuklara bir birey oldukları ve önemsendiklerini hissettirmek lazım

  9. birdefnemasali dedi ki:

    birşeyleri satınalarak annelik babalık egosu güçlenen aileler sevginin güvenin paylaşımın satınalınmadığını birlikte yaşayarak elde edildiğini unutuyorlar.. çocuguna dünyaları almak ister her anne baba ama ihtiyacı kadarını alır.. fazla imkanı varsa biriktir geleceğini güvence altına alır.. fazla imkanı varsa çevresindeki çocukları da güldürür.. ama almış olmak için alınan çocuk eşyalarına oyuncaklarına çok karşıyım, paylaşım çok yerinde ve güzel teşekkürler

  10. Bahar Elkovan dedi ki:

    Sürekli verilen çocuk maalesef ilerleyen yaşlarda doyumsuz bireyler haline geliyor. Dikkatli olmak lazım

  11. Bahar Elkovan dedi ki:

    Kesinlikle en güzeli

  12. Bahar Elkovan dedi ki:

    Kesinlikle öyle.. Çalışan anne baba için zor gibi ama illaki bir zaman vardır çocuğa ayırılabilecek. Beraber yemek yapılabilir maç beraber seyredilebilir. çok basit çözümleri var bunun…

  13. Bahar Elkovan dedi ki:

    Teşekkürler kesinlikle haklısınız.. İyice tüketmeye alıştık. Aynı hataya bende düşüyorum zaman zaman ama bu konuda inanılmaz ölçüde törpüledim kendimi.. Hastayken bir şekilde tamamlıyorum gibi geldi ama iyileşmeye başlayınca büyük bir hasar yaratmaya başladığımı fark ettim. şimdi her şey rayına oturdu ve o da bende sorunsuz büyüyoruz.

  14. onyuzmilyonoje dedi ki:

    Benim de 3 yaşında bir oğlum var. Ama şu an kimi zamanlarda hayır sözünü anlarken bazı zamanlarda tutturması devam ediyor. Bunun da babaanne ve anneannenin fazlasıyla her istediğini almasına bağlıyorum. Ancak ne yazık ki önüne geçemiyorum. Ama bundan sonra bazı kararlar aldım ve uygulayacağım. Anneanne ve babaanne ile toplantılar falan. 🙂

  15. Bahar Elkovan dedi ki:

    Anneanne, dede, babanne bunlar çok etkili çocuk üzerinde. Evde herkesin koyulan kurala uyması gerek. Uyulmazsa çocuklar o kadar akıllı ki bu tutarsızlığı fark edip kullanmaya başlıyor. Ve ilerki yaşlardaki psikolojik sağlığı için bu hiç iyi değil. O nedenle gerektiği yerde büyüklerimizi de duygusal değil mantıklı davranmak konusunda eğitmemiz lazım..

  16. Filiz Şahin dedi ki:

    Çok faydalı bir paylaşım olmuş.İlk çocuk heyecanıyla pek çok gereksiz giysi ve oyuncak alışverişim olmuştu.Zaman içinde ne kadar işlevsiz olduklarını öğrendiğimden ikinci çocuk sonrasında aynı hatalara düşmedim …

  17. Bahar Elkovan dedi ki:

    Evet ilk çocuk hep acemilik 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir