Aileye Bağımlı Çocuklar

Bir süredir Zübeyde’nin Köşesi boştu.

Yeni eğitim öğretim yılıyla beraber 20 yıllık deneyimleri ve taze bilgileri ile yeni yazılar hazırlamaya başladı.
Bu hafta konu “Aileye Bağımlı Çocuklar”

AİLEYE BAĞIMLI ÇOCUKLAR

Her bebek anneye ya da anne yerine geçen birine bağımlı doğar. Bu bağımlılık, kendi işini yapamayacak durumda olmasından kaynaklanır. Karnını doyuracak, altını temizleyecek, üstünü giydirecek birilerine ihtiyacı vardır. Eğer biri bunları yerine getirmezse, elinden gelen tek şey ağlamaktır. Bu tam bir bağımlı olma durumudur. Ağlamanın dilinden anlayamayan birilerine bağımlı ise, bağımlılığın çaresizliğini daha doğar doğmaz anlar. Bazen de bağımlılığına karşın, ağlama dilinden anlaşılmamasının diğerlerini bağımlı duruma getirdiğini de görür. Büyüdükçe bağımlılığı azalmaya başlar. Önce yürümeyi öğrenir. Öğrenir ama, yeterli değildir. Düşer, canı yanar ve annesini ister. Yani hala bağımlıdır. Sonra kelimeler gelir. En azından artık ağlama dışında bir dili vardır. O dili kullanarak isteklerini bildirir.

BAŞARMASINA İZİN VERİLMELİ
Yine de bildirdiği istekleri yapacak birine ihtiyacı vardır. Üstünü giydirecek, ayakkabısını bağlayacak, yemeğini yedirecek birine. Gittikçe tüm yetileri gelişir. Yürüyüşleri güvenli hale gelir. Düzgün konuşabilmektedir. Bırakılırsa yemeğini kendi yemeğe, ayakkabısını bağlamaya, üstüne değiştirebilmeye başlar. Bunları yapabilmesi için izin verilemesi gerekir. Tüm bunları yapması yeterli değildir. Uzun bir süre daha, gittikçe azalmasına karşın bağımlı olmaya devam edecektir. Bir çocuğu yetiştirirken doğal olanı, bağımlılığını azaltıp, bir süre sonra bağımlılığın yerini bağlılığın almasıdır. Bunu gerçekleştirmek için, adımları doğru atmak gerekir.

NASIL DAVRANMALI?
Bağımlı çocuk istemiyorsak nasıl davranmalıyız? 

Bebek ilk adımlarını atarken güvensizdir. Her adımdan sonra en güvendiği insanlara yani, anne babasına bakar. Onlar destekledikçe her adımda güveni artar. Onlar “Dikkat et, düşersin” dediklerinde endişelenir, bekler… Anne babası gelsin ve yürümesine yardım etsin ister.
Düştüğü olur gerçekten, eğer çok canı yanmamışsa, zarar görmemişse hemen ağlamaz. Yine güven kaynaklarının yüzünde arar doğruyu. Eğer onlar telaşladıysa, “Eyvah!, Ne oldu” çığlıkları varsa, anne babanın yüzleri endişe, korku içindeyse yapacak birşey kalmamıştır; ağlamak ve korkmak dışında. Böylece yürümenin ilk adımları, bağımlı bir çocuk olma yolundaki ilk adımlara dönüşür.

Sıra yemek yemeğe gelmiştir. Kaşığı tutabildiği andan itibaren yavaş yavaş ağızına götürmeyi öğrenir. Birazını döker, biraz oyun oynar ama yemek yemeği öğrenir. Bunu yapabilmesi içinde izin gereklidir.

KAŞIĞI ELİNE ALMALI
Doymayacağı, beslenemeyeceği endişesinde olan bir ailesi varsa kaşığı bir türlü ele geçiremez. Kaşığı alamayınca ağızına götürmeyi ve yemeyi öğrenemez. Karnı aç olsa bile birinin onu beslemesi gereklidir artık. Becerileri geliştiği halde, çaresizdir, bağımlıdır.

Üç yaşına geldiğinde üstünü kendi giyinmek ister. Bir gün ters giyer, bir gün yanlış ilikler, biraz uzar giyinme süreci ama sonunda başarır. Tabi biz izin verirsek. Anne baba geç kalırız, o daha küçük doğru yapamaz kaygısından onu giydirirler. Giydirirken de kendilerinin bu beceriyi nasıl kazandığını hiç düşünmezler. “Büyüyünce öğrenir” diye düşünürler.
Oysa öğrenme için, gereksinim duymak gerekir.
Doğum öncesi başlayan hazırlıklarla cicili bicili odalar hazırlanır. Bebek odası donatılır. Bebek doğar, büyür ve hala anne babayla yatar.
Gerekçeler hazırdır:

Üstünü açıyor, hasta olacak, tek başına korkar ve niceleri… Oysa yapılması gereken ona odasına sahip çıkma hakkını tanımaktır. Korkar dememeliyiz ki; korkmasın. “Odanda yatmalısın’ demeliyiz ki becerebilsin.

BAĞIMLI GELECEKLER
Bu süreç böyle başlar ve sürer. Çocuklarımızın bizden akıl sorması hoşumuza gider. Onlar da hep sorarlar. Ama eğer her şeyi bizim bildiğimizi ve onun beceremeyeceğini öğretmişsek, kendi başına bir şey yapamaz hale gelir. Oyun oynamak yerine dizimizin dibindedir. Tuvalete bile giderken bizi ister, bizimle gelir. Okula gitmek istemez, çünkü biz olmayacağızdır. Ödevlerini yapamaz, bize sorar. Çantasını hazırlayamaz, odasını toplayamaz, arkadaşlarıyla baş edemez. Hep bize gerek duyar. Meslek seçerken, eş seçerken, hepsini gururla yaparız. Sonra birden fark ederiz ki bizsiz hiç birşey yapamıyor. Büyüdü ama hala biz bakmak zorundayız. O zamana kadar fark edip telaşlanmadıysak, yardım alıp sorunumuzu çözmediysek gerçekten telaşlanırız. Evet, aslında çocuktan çok bizim sorunumuzdur. Telaşlanırız, çünkü karşımızda kendine yetemeyen bağımlı bir büyük vardır. Gelecek kaygısı sarar bizi.

KİME TESLİM EDECEĞİZ?

Biz ölünce ne olacaktır?

Zekası normal, fiziksel sorunu olmayan ama kendine yetemeyen, bağımlı bu erişkini kime teslim edeceğizdir?
O zamana kadar izin vermediğimiz, öğretmediğimiz her şeyi yapmasını isteriz. Bağımlı erişkinlerin oluşturduğu toplumun, kendi kaderini tayindeki sıkıntışarından yakınır, ama bağımlı çocuklar yetiştirmeye devam ederiz. Aslında bize bağımlı olması hoşumuza gider. Oysa onun bu bağımlılık halini kullanacak tek yetkinin biz olmadığımızı, tehlikelerin beklediğinide unutmamak gerekir. Bağımlı yetişen çocuk, sigara, alkol, uyuşturucu, çete, tarikat, yasal olmayan yollar, onu kötü etkileyecek diğer kişilere de bağımlı olmaya hazırdır.
Çocuğun sosyal hayata hazırlanması, arkadaş akranlarının içinde gelişir, bağımlı çocuk zaman zaman gözlemlemye ve bu doğrultuda grubun içine girmeye başlar. Bu süreç uzun da olabilir kısa da… Bu tamamen ailenin yaklaşımı ve iletişiminin yansımasıdır. Çocuk ağladı diye, yanında oturmak, yemeğinin desteklenmesi doğru değildir. Bu süreçte bağımlı olan çocuğun asıl sorunu, ailenin çocuğa olan bağımlılığı, annenin kaygısının azalması, rahatlaması gerekmektedir. Eğer bu süreçte anne yeterli kaygının azalmadığını hissediyorsa mutlaka bir uzmandan destek alması en doğru yoldur.


Eğitim Danışmanı
Zübeyde Bağlan

Benzer Yazılar

Kaydet

Kaydet

Kaydet

12 Responses

  1. Hüzün Sarisi dedi ki:

    Bu yazıda ne yazıyorsa anasınıfına başlarken yaşadık. Ne kadar özgüven sahibi olsa da bana olan bağımlılığı çok net anlaşıldı. Şimdi bu durumla uğraşıyoruz.

  2. Bahar Elkovan dedi ki:

    Sanırım bir çok anne babanın sorunu bu. Yaşamın erken dönemlerinde yaşanan bu tarz bağlılık sorunları ilerleyen yaşları oldukça etkiliyor. Umarım yakın zamanda herşey yoluna girer. Sevgiler

  3. Çok önemli bilgiler,dengeleri de iyi korumakve ayarın da öğretmeliyiz ki çocuklar ebebeynlerinin kendisini bir kenara ittiğini düşünmesinler.
    Zübeyde hanıma yazdığı sana da bizlerle buluşturduğun için teşekkürler canım.

  4. Filiz Şahin dedi ki:

    Çok yerli tespitler yapmışsınız.Bizde çocukla ilgili kazandırılması gereken pek çok davranış okul öncesi kurumlara başladığı yıl akla geliyor.Bağımlılık bir yana hiperaktivite,sosyal duygu durum bozukluklarının kabul ve tespiti bile sosyal ortama tek başına girmeye başladığında anlaşılıp tedavi edilmeye çalışılıyor ki aslında çok önemli bir zaman kaybı yaşanmış oluyor…

  5. EMİNE ÖZTÜRK dedi ki:

    harika tespitler.. izniniz olursa çoğaltıp velilerime okutmak istiyorum.

  6. Bahar Elkovan dedi ki:

    Onur duyarım.. Teşekkürler

  7. Bahar Elkovan dedi ki:

    Önemli olan çocukların kendi kendine yetebilmeyi öğrenmeleri. Aslına bakıldığında o yeteneğe de sahipler ama bizler fazla koruyucu davrandıkça öğrenmekten vazgeçiyorlar..

  8. Bahar Elkovan dedi ki:

    Kesinlikle Hatice Hanım.. Teşekkür ederim

  9. Gülşah ve ELA dedi ki:

    Okurken bir çok noktayı not ettim. Çalışan anne olduğum için mi bilmem ama 2 çocuğum da bana AŞIRI bağımlı büyümedi dilerim böylede devam eder.

  10. LEZZET TRAMVAYI dedi ki:

    bagımlılık çok kotu ben oyle yapmadım ama ben hıssettırmezsemde bende bagımlılık oldu 🙂

  11. Bahar Elkovan dedi ki:

    Çalışsak ayrı dert, çalışmasak ayrı dert… Aslında hepsinin karakteri farklı ama yine de biz elden geleni yapmalıyız.

  12. Bahar Elkovan dedi ki:

    Yaa o da ayrı bir sorun tabi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir