Çocuğun Problemlerini Anlamada Verdiği İpuçları

Her Çarşamba Eğitim Danışmanı Zübeyde Bağlan’ın Çocuk Gelişimi ve Eğitimi üzerine yazılarına yer veriyorum.

Bu hafta konumuz çocuğun problemlerini anlamada aileye verdiği ipuçları. Bu konu evde yeni yeni kişiliğini oluşturan minikleri anlayabilme yolunda bir çok aileye yardımcı olacak. Neredeyse anlaşılmaz gibi gözüken çocukların aslında hal ve tavırlarındaki tüm değişimler birer yansıma.

Çevrenin ve ailenin etkilerinin ve yarattığı olumlu ya da olumsuz sonuçları dikkatli izlediğimiz takdirde gözlemlememiz mümkün. Eğitim Danışmanı Zübeyde Bağlan bu konu üzerinde açıklayıcı ve oldukça detaylı bir yazı kaleme almış. Nasıl davranmalıyız? Olumsuz davranışların sebepleri ne olabilir? gibi bir çok sorunun yanıtını bugün ilki yayımlanan 4 haftalık yazı dizisinde bulabileceksiniz.

Zübeyde Bağlan’ın konu hakkındaki ilk yazısı, öncelikle çocukların davranışlarındaki olumsuzlukları belirlemek ve problemi saptamak konusunda rehber olacak. Çocukları anlamaya çalışmanın yollarını anlattığı bu yazının ardından haftaya Çarşamba “Çocukları olumsuz sorunlarla karşılaşmaktan korumak isteyen anne-babaların aile içinde uygulayabilecekleri kurallar”dan bahsedecek.

Çocuğun Problemlerini Anlamada Verdiği İpuçları

Problem saptama:
Çocukların bazı problemlerini anlamada güçlük çekeriz. Çoğu zaman bizim kolayca anlamayacağımız şeyler yaparlar. İrkilir, şaşırır, kalırız.
Belki de açıkça kavrayamadığımız sorulara yanıt isteriz. Aile yaşamımızın bu sorunlarla bulandığını sezeriz. Umutsuzluğa kapılıp açıklamalar ve hemen etkili olabilecek çareler ararız.

Bu şaşırtıcı olaylara birkaç örnek vermek istiyorum;

  • 3 yaşındaki  kızınız baygınlık geçirinceye kadar, nefesini tutarak öfke krizleri geçirmektedir.
  • 4 yaşındaki oğlunuz birden kekelemeye başlamıştır.
  • 5 yaşındaki kızınız tek başına oynamamakta, beklerle hayali arkadaşlıklar kurmakta hep bebeklerle konuşmaktadır.
  • 6 yaşındaki oğlunuz yalan söylemektedir.
  • 8 yaşındaki kızınız çok çekingen ve utangaçtır. Hiç arkadaş edinemez. Çoğunlukla yalnızdır.
  • Çocuklarınız aslında birbirleriyle iyi geçinirler ama bir araba yolculuğuna çıktığınızda, kavga gürültü edip, sizi çileden çıkarmaktadırlar.
  • 13 yaşındaki kızınız çok az yemek yiyor ve oldukça zayıf. Önüne koyduğunuz yemeği itiyor.
  • Ergenlik çağına giren oğlunuzun okuldaki verimi gittikçe düşüyor ve sınıfta kalma tehlikesiyle karşı karşıya.
  • 14 yaşındaki oğlunuz birdenbire kız gibi davranmaya başladı.

Her İŞARET bir BİLDİRİM aracıdır!

Bütün bu davranış biçimlerini anne-babaların İŞARETLER olarak kavramaları oldukça önemlidir.
Çocuklar, aile arasındaki alışılagelmiş konuşmalarda sözcüklerle anlatamadıkları duygularını, sorunlarını davranışlarıyla açığa vurmaya çalışırlar.
Çocuklar, kendileri için çok karmaşık  ya da korku verici duygularını ya da ihtiyaçlarını anne-babalarına genellikle yukarıda belirttiğim yollarla aktarmaya çalışırlar.

Çocukların demek istediği, genellikle DİKKAT! LÜTFEN BANA KULAK VERİN, BENİ ANLAYIN! anlamında, anne-babalara iletmek istedikleri mesajdır.
Çocukların verdiği bu veya buna benzer mesajlar, büyümenin göstergeleri olduğu gibi bazıları da ciddi problemlerin habercisidir.
Bu gibi problemlerde yaşın yani hangi gelişme döneminde olduğunun da rolü vardır.

Küçük çocukların “yatak ıslatma”, “öfke nöbetleri”, “yalan söyleme” gibi ürkütücü olmayan problemleri olabilir. Ama ayni  veya buna benzer işaretleri büyük  bir çocuk  kullanıyorsa, bu aileye büyük bir uyarıcı olabilir.
Anne–baba olarak bu tür işaretleri doğru bir şekilde adlandırmak zordur. Çocuğun bu tür işaretlerinin nasıl algılandığını uzman bir danışmana aktarılmalı ve birlikte çocuğun verdiği işaretler çözümlenmeye çalışılarak çocuğa yardım edilmeye çalışılmalıdır.
Bu durumlarda çocuğu anlamaya çalışmak çok önemlidir.

Çocukları anlayabilmek DÜNYAYI ÇOCUKLARIN GÖZLERİYLE  GÖRMEYE ÇALIŞMAKLA MÜMKÜNDÜR!
Bu da kolay değildir. Çünkü buna kalkıştığımızda, dünyayı yetişkinlerin ölçütlerine göre kurduğumuzun farkına varırız. Biz yetişkinlere, çocuğun henüz olgunlaşmamış bakış açısıyla düşünebilmek zor gelir. Ama buna rağmen yine de çocuğun problemlerini çözmek için, onun dünyasına girebilmek mümkün olabilir.
Çocuklarımızın sorunlarına, kendimizi onların yerine koyup (empati) yaklaşarak yanıt ya da çözüm arayabilirsek yardımcı olabiliriz. Kendinizi dört yaşında ailenizin tek çocuğu olarak düşünün bir an için. Çevrenizde sadece birkaç çocuk var. Genellikle anne-babanızla birliktesiniz. Ara sıra da akrabalarınızla bir araya geliyorsunuz. Arkadaş nasıl edinilir pek bilmiyorsunuz. Çevrenizdeki o birkaç arkadaşınızla da olumsuz  birkaç deneyiminiz oldu. Sizinle alay ettiler ve dışladılar.

Şimdi de anne-babanız sizi 15-20 çocuğun bulunduğu bir yuvaya vermeye karar verdi. Bu kadar yabancı çocukla bir arada olma düşüncesi bile size korku veriyor.
Bu korkunuzu anne-babanıza nasıl yansıtacaksınız?
Onların sizin bu korkunuzu anlamalarını sağlamanız için ne yapmalısınız?
Yuvaya gitmektense, evde kalıp onlarla ya da tek başınıza oynamak istediğinizi nasıl ileteceksiniz?

Çocuk yetiştirmenin beraberinde getireceği güçlüklere karşı önceden tam önlem alabilmek olanaklı değildir.
Her çocuğun yapısının ayrı olmasının yanı sıra, yürümeye başladığı andan itibaren, yapacağı deneyleri ve karşılaşacağı olayları önceden belirlemek mümkün değildir. Ama yine de, çocukların problemlerini anne-babalar kendileri  rahat etsin, diye değil, çocuğa yardımcı olmak için çözmelidir!
Çocukların problemlerini önleyici değil ama koruyucu bazı önlemler vardır. Bunlar bir reçete gibi kağıt üzerinde kesin belirlenmiş kuramlar değildir. Bu koruyucu önlemlerin en önemli öğesi esneklik olması gereken, sürekli dinamik bir etki ve tepki sürecidir. Zaten anne-baba olmak kolay bir olgu değildir.

Anne-baba olmak, dalgalı bir denizin sularına kendimizi atmak demektir. Yüzme bilmiyorsak boğulabiliriz.
Çocukluğumuzda ve gençliğimizde, kendi anne-babalarımızın eğitim ve davranış biçimlerini beğenmesek te, zaman zaman kendi çocuklarımıza onlar gibi davrandığımız olur..
Çoğu zaman tepkisel olarak ya da çaresizlikle davranırız. Genelde çocukların problemleri birikip patlak verdiğinde çareler aramaya başlarız. O zamanda, bildiğimiz tek yöntemi, kendi anne-babamızın yöntemini uygularız. Burada tüm anne-babalarımızın bizi yanlış eğittiğini ima etmek istemiyorum. Ancak, şimdiki çocuklar bizim çocukluğumuzdaki çocuklar olmadığı şimdiki dünya da bizim çocukluğumuzdaki dünya değil. Anne- babalarımızın yöntemleri  o gün için başka eğitim yöntemlerini bilmedikleri için kendilerine göre doğru olanı iyi veya kötü uyguladılar. Halen kendi anne-babalarımızın eğitim biçimlerini uygularsak, bu dar görüşlülüktür. Bu dar görüşlülüğün kurbanı da bizim çocuklarımız olur.

Eğitim Danışmanı
Zübeyde Bağlan

Yazı dizisinde gelecek hafta: “Çocukları olumsuz sorunlarla karşılaşmaktan korumak isteyen anne-babaların aile içinde uygulayabilecekleri kurallar”

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir