Problem Oluşmadan Tedbirinizi Alın!

Eğitim Danışmanı Zübeyde Bağlan, geçen hafta yayımlanan ve “Çocuğun Problemlerini Anlamada Aileye Verdiği İpuçları”ndan bahsettiği yazı dizisinin ikinci bölümünde “Çocukları olumsuz sorunlarla karşılaşmaktan korumak isteyen anne-babaların aile içinde uygulayabilecekleri bazı kurallar”dan behsediyor. Öncelikle çocukların davranışlarındaki olumsuzlukları belirlemek ve problemi saptamak konusunda rehber olacak olan yazı dizisinin üçüncü bölümünde çocuğa ne kadar örnek olabildiğinizi tartmanızı sağlayacak bir yazı kaleme alacak.

Problem Oluşmadan Tedbirinizi Alın!

Çocukları olumsuz sorunlarla karşılaşmaktan korumak isteyen anne-babaların aile içinde uygulayabilecekleri bazı kurallar vardır.
Bu kurallar kesin olmamakla birlikte herhangi bir durumda korumanın temelini oluşturabilecek ipuçları  niteliğindedir.
Bir bunalım/problem oluşmadan önce uygulanması gereken kurallar da diyebiliriz bunlara;

1. GÜNLÜK AİLE OTURUMU
Aile bireyleri günün herkese uygun olduğu bir zamanda bir araya gelmesi ve birbirleriyle konuşabilecek zamanı ayırmaları.
Bu oturumlar akşam yemeği, kahvaltı, yatağa gitmeden önce, okuldan, işten eve geldikten kısa bir süre sonra olabilir.
Bu oturumlar, saatlerce sürecek nasihatlerle dolu olmamalıdır. Zamanın süresi değil, nasıl değerlendirildiği önemlidir.
Konuşmayı açmak için, “Günün nasıl geçti?” gibi soruyla başlanabilir.
Bu oturumlarda çocukların kendilerini yeterince ifade etmelerine olanak verilmeli. Konuşmaları asla kesilmemeli.
Anne babalar onlar konuşurken, onları daha iyi tanıma olanaklarını elde ederler.
Çocukların anlattıklarında, onların dünyasını keşfedebilirler.be
Diğer yandan çocuklar da anne-babalarının sevinç, üzüntü ve kaygılarından haberdar olurlar.

2. ETKİN DİNLEME
Normal bir dinlemenin ne demek olduğunu hepimiz biliyoruz.
Ama ETKİN DİNLEMENİN ne demek?
Etkin dinlenmenin hem zamana, hem de iç huzura ihtiyacı vardır.
Zaman baskısı altında koşuşturma içindeki anne-babalar için çocuklar ve gençlerin sözlerini sakinlikle dinlemek pek kolay değil.
Ama yine de çocukların ve gençlerin içlerini dökebilmeleri için birtakım olanaklar yaratmak ve onlara şans tanımak gerekir.

  • “Şu anda sana ayıracak zamanım yok.”dememek gerekir.
  • Etkin dinleme göz göze olmalı.
  • Çocuk konuşmasını bitirinceye kadar dinlenmeli ve kendisinin dinlendiği kendisine yansıtılmalıdır.
  • Bu yansıtma, çocuğun söylediklerini kendi sözcüklerinizle yinelemenizle bile olabilir.
  • “Sen bu konuda ne düşünüyorsun?”gibi kısa ve etkin bir soruyla bile dinlediğinizi çocuğa yansıtabilirsiniz.

Etkin dinleme kolay bir yöntem değildir ama ısrarla alıştırması yapılması gereken bir yöntem ve kısa bir zamanda verimli etkisini gösteren bir yöntemdir.

3. ÇOCUĞUN ARKADAŞLARINI TANIMA
Küçük çocuklarda bu kolaydır. Ama ergenlik dönemindeki çocuk ve gençlerde bu ne kadar güç olursa olsun, çocuğu daha iyi anlayabilmek için onun arkadaşlarını da tanımak gerekir.
Çocuğun arkadaşlarının etkisi büyüktür. Hatta çocuğun düşünce dünyasına arkadaşları egemen olabilir.
Başlangıçtan itibaren, okul arkadaşlarını eve davet etmek/çağırmak bir gelenek haline gelmelidir.
Doğum günü kutlamaları iyi bir olanaktır bunun için. Ailece boş zamanların değerlendirilmesinde çocuğun  sevdiği bir arkadaşının  da katılması sağlanmalıdır.
Çocukların aileleriyle  de arkadaşlıkların geliştirilmesi  bir araya gelmeler oldukça önemlidir.
Çocuğun anne-babasının bilgisi dışında ilişkilerinin olmaması daha iyidir.
Çocukların aileleri ve arkadaşları hakkında olumsuz konuşmalar yapmamak yerinde olur.

4. ÖDÜLLER VE CEZALAR
Belli durumlarda her çocuğun ödüllendirilmesi ya da cezalandırılması gerekir.
Olumlu ya da olumsuz bir davranış biçiminin ne gibi sonuçları olacağını bilmek hem çocuk, hem de anne-baba için yararlı olur. Ödüller ve Cezaların  belirlendiği bir SOSYAL ANLAŞMA yapılması önemlidir.
Çocuk oyunun kurallarını bilirse, kendini daha çok güven içinde hisseder.
Kötü bir davranışıyla, ne gibi bir cezayla karşı karşıya kalabileceğini önceden bilebilir.
Daha büyükçe ve ergenlik dönemindeki çocukların bazı durumlarda kendi kendilerine nasıl bir ödül ya da ceza vereceklerini sormak, bunların belirlenmesinde onlara söz hakkı vermek, çok iyi bir yöntemdir.
Bu yöntem uygulandığında, çoğu zaman anne-babadan daha katı oldukları görülmektedir.
Bu ödül ve cezayı kendi kendilerine belirleme yöntemi sayesinde, davranışlarının sorumluluğunu da üstlenme becerisini kazanırlar. Bu da yetişkinliğe doğru önemli bir adımdır.

5. BİRLİKTE YAŞAMAK
Anne-baba ve çocuklar birlikte birçok şey yaşarlar…
Çocuklarla  bu yaşadıkları üzerine konuşuluyor mu?
Yaşananlar sık sık anılıyor mu?
Çocuklar yaşadıklarını, başka yaşantılarla karşılaştırabiliyorlar mı?
Koruyucu önlemlerden biri de çocukla yaşanan olaylar üzerine konuşmaktır.
Yaşanan olaylar üzerine çocukla konuşmak, onunla iletişimi geliştirir, aileye bağlılık ve aileye ait olma duygusu verir.
Bu iletişim köprüsü özellikle ilk çocukluk dönemlerinde önemlidir.
Çocuklar, ailenin yaşam biçimi ve değer ölçülerine yakınlık gösterir.

6. ÇOCUKLARIN BAĞIMSIZLIK KAZANACAĞI ÖDEVLER
Çocukların, olgunluk derecelerinin en önemli belirtilerinden biri “BAĞIMSIZ OLMA YETENEĞİ”dir.
Çocuklara, anne-babaya olan bağımlılıklarına karşı etkin görevler verildiğinde, onların sorumluluk duygularının gelişmesine yardımcı olunur.
Ancak, çocukların yaşlarına ve kapasitelerine uygun sorumluluklar verilmesine dikkat edilmelidir.
Anne-babaya bağımlılık mümkün olduğu kadar erken giderilmeye başlanmalıdır.
Çocuklar hata yaparsa, azarlanmamalı, suçlanmamalı, kendi kendilerine  HATALARDAN ÖĞRENME OLANAĞI verilmelidir.
Bağımsızlık duygusu, gittikçe artan sorumluluk duygusuyla gelişir.

7. OLUMLUYU DA OLUMSUZ GİBİ GÖREBİLMEK
Her karşıtlığın, her sorunun bir olumlu ve bir olumsuz yanı vardır.
Telaş içindeki anne-baba çoğu zaman çocuklarının eğitim sorunlarında yalnızca olumsuz yanlarını görürler.
Sorunları her yönüyle ele alabilecekleri zamanı kendilerine ayıramazlar.
Koruyucu önlemlerden en önemlilerinden  biri de bir sorunun her iki yanını da görebilmektir. Olumlu yanlar göz önünde bulundurulduğunda, eğitim sorunlarıyla oluşan gerilimli hava ortadan kalkabilir. Olumsuz düşünmeye yönlendirilmeyeceğinden, iletişim kolaylaşır. Sorunlar hem olumlu, hem de olumsuz yanlarıyla ele alış yöntemi yerleşirse, çocuğun kendi sorunlarıyla daha kolay başa çıkmasını sağlayacak yeni görüşler elde etmesi sağlanacaktır.
Sürekli olumsuz düşünme, çocukta aşağılık duyguları oluşturur.

8. SORUNLARI ÖNCEDEN TAHMİN ETMEK
Doğal gelişim sürecinde çocuk, anne-babanın önceden bildikleri bazı sorunlarla karşılaşacaktır. Bu özellikle ergenlik dönemine ilişkin sorunlardır. Çocuklar bunlara hazırlanırsa, pek çok karmaşık sorunun  çok baş ağrıtmaması sağlanabilir.
Ergenlik döneminde kurallara ve yasaklara uyulmaz genellikle. Anne-baba da çocuğu yönlendirecekleri yerde, konumlarının verdiği emretme gücünü kabaca kullanmaya kalkmamalıdırlar. Bunun yerine kendilerinin o çağlardaki deneyimlerini çocuklarına anlatıp onunla iletişim kurmaya çalışmalıdırlar. İletişim sağlanırsa bazı problemlerin önünü alınmış olur.

9. AİLE SICAKLIĞI
Anne-baba sevgisinin önemini herkes biliyor. Ama her çocuk acaba hep sevgi ve şefkat içinde mi büyüyor. Hiç aile sıcaklığı hissetmeden büyüyen çocukların sayısı az değildir.
Çocuğuna ya da eşine açıkça “ Seni seviyorum.” diyebilen kaç kişi var içinizde. Bu “seni seviyorum.” bile yeterli değil çoğu zaman. Aile bireylerinin karşılıklı sevgiyle ısındığını hissedebilmesi için çocuğa yakınlık göstermenin çeşitli yolları vardır.
Küçük çocuk uyumadan kucağa alınır, ninniler söylenir, masallar anlatılır. Daha büyük çocukla yolda giderken elinden ya da omuzundan tutulur. Çocuğun beklemediği bir anda gülümsenir, ona bağlılık ve güven duygusu verilir. Heyecanlı ve korkulu bir anında eli tutulur, sarılınır. İyi bir davranışta bulunduğunda öpülür. Sevginin böyle incelikle duyurulabilmesi çocuğun belleğinde olumlu izler bırakır. Bedensel dokunmayla anne-babanın yakınlığını hissetmek çocuk için önemlidir. SEVMEK DOKUNMAKTIR!
Kendi çocuğuna “Özür dilerim, yanılmışım.” diyebilmekte sevginin bir parçasıdır.
Sevgi ve güvenle beslenen insanlar hatalarını açıklayabilir. Çocuklarıyla böyle konuşabilen anne-babalar yetkilerini kaybedeceklerini sanmamalı; aksine çocuğunun  daha çok saygısını kazanırlar.

Eğitim Danışmanı
Zübeyde Bağlan

Yazı dizisinde gelecek hafta: “Çocuğuma Ne Derece Örnek Olabiliyorum”

Çocuğa iyi bir rol model olabilmek için ailelerin dikkat etmesi gereken kati kurallar neler?

 

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir