Çocuk Eğitiminde Otorite

Eğitim Danışmanı Zübeyde Bağlan bu yazısında velilerinden en çok gelen sorulardan biri olan “evde otorite sorununu” ele aldı.

Çocuk Eğitiminde Otorite

Çocuğum uyumuyor, yemek yemiyor, beni dinlemiyor, aramızda uyuyor ne yapmalıyım?

Bütün bu soruların tek cevabı var. Otorite eksikliği ve kuralların uygulanmaması. Neden çocuk okulda, yemeğini yiyor, saatinde uyuyor, etkinliklere katılıyor ama bunları evde yapmıyor hiç düşündünüz mü ?
Ben söyleyeyim…

Okulda kurallar çerçevesinde, çocuğa konuşma hakkı fazlasıyla veriliyor, dinleniyor, doğrusu ve yanlışı anlatılıyor. Bu konuyu bir de şöyle ele alalım:

Çocuk doğası gereği her şeyi bilemez. Kaldı ki büyükler de şeyi bilemezler. Çocuk sürekli olarak çevreden bir şeyler öğrenmektedir ve onun yaptıkları arasında iyi, doğru ve güzel olan davranışlar olabileceği gibi yanlış, hatalı ve suç teşkil edecek hatta tehlikeli olanlar da vardır.

Çocuklar, evde yangın çıkarmak, pişmekte olan yemeği devirmek, musluk suyunu açık bırakmak ve daha niceleri gibi hayati öneme haiz işler de yapabilirler. İşte otorite bu durumları çocuğun yapmasına engel olunabilmesi için gereken iradenin anne ve babada var olması demektir. Çocuk hata yaparak aradığı doğruyu bulmaya çalışır. Zaten çocuk da hatalı, yanlış tutum ve davranışlarında aileden ve ilgililerden her zaman yardım görmek ister. Çocuk psikolojisinin temel çizgileri itibariyle durum böyledir.

Uzmanlar çocuğun isteklerini çocuğun ağzındanmış gibi mektup gibi yazmışlar. Burada çocuk “Yaptıklarımın hepsinin doğru olmadığını biliyorum, siz mani olmadıkça onları yapmaktan da kendimi alamıyorum, yaptıklarımın hatalı olduğunu bana söylemezseniz yahut buna mani olmazsanız bunları nasıl düzeltirim.” demektedir.

Ne yazık ki gerçekler böyle olmasına rağmen pek çok anne-baba çocuklarının eğitiminde otorite denilen altın kuralı yeterince kullanamamaktadırlar. Ya aşırı otorite noksanlığı, yahut da aşırı otorite uygulanmaktadır. Bunun dengesini bulmak zor olsa da oldukça önemli. Aşırı otorite, otorite noksanlığı kadar tehlikelidir. Bunun ne kadar önemli olduğu öncelikle bilinmelidir.

Evde her istediği yapılan çocukta yaşanan sorunlardan aile hiç memnun değildir ama önceden öğretilenler nedeniyle çocuk zaptedilemez durumdadır. Evde bulunan saati, teybi, radyoyu çocuk kaç kez yere çarpmıştır. Hatta bu davranışını alışkanlık haline getirmiştir fakat aile çocuk incinir diye bu masrafa katlanmış ve otoritesini ortaya koyamamıştır.

Çocuklar, küçüklüğünden itibaren hoş görülmemesi gereken yerde hoş görülmemelidir. Yahut hoş görülmediği ilk o olayı yaptığında  edilmelidir. Aynı hareketi yinelediğinde anne baba otorite prensibine göre buna mani olmalıdır. O şeyi elinden almalı veya o şeye mani olmalıdır. Bunda kesin ve kararlı olmalıdır. Zaten kesinlik, kararlılık olduğunu çocuk gördüğünde birkaç ısrardan sonra onu elde etmek için ısrar edemeyecektir.

En tehlikeli olay şudur:

Çocuğu aynı hareketinden dolayı bir defasında hoş görmek diğerinde hoş görmemektir. Ailenin morali iyi ise o davranışı hoş görmekte, o gün canı bir şeye sıkılmışsa aynı davranışı veya işi hoş görmemekte, çocuğa bağırıp çağırmakta, cezalandırma yoluna gitmektedir. Haklı olarak çocuk da “Aynı hareketi dün yaptım bir şey demediler, öbür gün yaptım yine ses çıkarmadılar, bugün yaptığım da onlardan farksız, niçin acaba bugün bana bağırdılar, bu insanlar tuhaf bir şey, gidip bir tedavi olsunlar.” diye düşünür.

Aile ona kızarken çocuk da onlara belki onlardan fazla kızar. İşte bu hal çok hatalıdır. Çünkü çocuk olayı kavrayamamış, üstelik de kendinin haklı olduğunu düşünmektedir. Zira olay meydandadır. Aynı hareketine üç kere müsamaha gösterilmiş, aynı hareketine dördüncüde şiddetli tepki gösterilmiştir.

Bu tutarsızlık büyük insanları da aynı şekilde kızdırır. Büyükler arasında bu tür davranışlar olsa acaba aynı anne baba olayı nasıl değerlendirirler? Tehlikeli olan davranışlarında çocuk kesinlikle engellenmelidir. Tehlikeli olmayan ama hoş olmayan davranışları için en başında kendisine işin doğrusu söylenerek öğretilmelidir. Aynı olayı yaptığında bu öğretilen bilgi hatırlatılmalıdır. Yine de aynı davranışı yapıyorsa en fazla iki kere hoş gördükten sonra çocuk ailenin otoritesini karşısında bulabilmelidir.

Dediğim gibi otorite çocuğa yapması lazım geleni yaptırtmak, yapmaması gerekeni yaptırtmamaktır. Otoritenin kazanılması ve sürdürülebilmesi için çocuğa suçuyla ilgili olarak ceza verilmesi de normaldir. Sevdiği şeylerden bir süre için onu mahrum etmek en iyi ceza yollarındandır.

Ama mutlaka ceza çocuğun yaşına ve suçuna uygun olmalıdır. Çocuk mutlaka cezayı hak ettiğini kavramalıdır sonra ceza verilmelidir. Ancak bu şekilde ceza ıslah edici olabilir. Çocuk suçunu anlamalı, kabul etmeli ve hatta “Şimdi ben şöyle bir cezayı hak ettim.” diyebilmelidir. O ceza verilince de “Ben dememiş miydim işte oldu. Bir daha yapmayayım bu işin sonu işte böyle ceza oluyor.” diyebilmelidir.

Çocuk eğitimi zannedildiği kadar zor ve güç değildir. Bunun kuralları da karmaşık olmaktan uzaktır. Çocukla ilgili bireylerin öğrenip kavrayabilmeleri büyük bir gelişimdir. Ancak bu alanda ilim adamlığı şüphesiz en zor mesleklerdendir.

Bu anlamada günümüzde, çocuklar ipleri eline almış. Çocuk yetişkin olmuş, anne ve baba çocuk rolüne geçmiştir. Tedbirinizi çocuğunuzun sağlığı için almanız gerek, çünkü onu sosyal hayatta poh pohlayan insanlar olmayacak. Yaşamda eleştiriler, rekabet ve yarış gibi bir sürü konularla ve olaylarla karşılaşacak. Bırakın küçükken öğrenmesi gereken kuralları, karakterini sağlam temeller üzerine kursun.

Sevgiyle kalın…
Eğitim Danışmanı
Zübeyde Bağlan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir