Londra’daki Blogger Anne’nin Biorezonans Deneyimi

LondonerAnne yani Nil Demir Annece Yorumlar’da yazarlık yaptığım dönemde tanıdığım bir blogger. Nil, gurbetçi ve Londra’da akademik kariyerine devam ediyor. LondonerAnne blog sayfasında da birçok konu üzerine yazıyor. Benimle ortak noktası ise alerjik bir çocuğa sahip olması. Kızı İnci Azra’nın inek sütü intoleransı düşük boyutlarda ve biyorezonans tedavi yöntemini tercih eden annelerden… Nil’i sosyal medyadan ve ara ara yaptığımız ufak sohbetlerden biliyorum ama yazarlık ve annelik deneyimlerinin detaylarını oldukça merak ediyorum. O nedenle hemen sohbetimize geçmek istiyorum.

Merhaba Nil, öncelikle sen de blog sayfanı yeniledin benim gibi hayırlı olsun.

Bahar’cım çok teşekkür ederim. Çok fazla yol almadan buraya geçmem iyi oldu diye düşünüyorum.

Kesinlikle başta toparlanmış başlamak en iyisi. Açıkçası ben 3 yıl sonra yeni sayfayı toparlamakta çok zorlandım. Hemen sana dönelim… Türkiye’den uzaktasın ve o nedenle önce senden Londra’yı dinlemek istiyorum. Çok fazla Türk olan bir ülke ama yine de gurbet… Türk kültürü ile büyümüş birisinin Londra’ya ayak uydurması zor oldu mu?

Londra sanırım herhangi bir kültürle yetişmiş herhangi bir insanın en kolay ayak uydurabileceği yerlerin başından geliyor. Çünkü İngilizlerden çok yabancı insanla karşılaştığınız, ana dili İngilizce olmayan insanların bir araya gelip takıldığı bir yer gibi. Dolayısıyla hiç kimsenin vatanı olmayan bir yere ayak uydurmak o kadar da zor olmuyor. Türk nüfüsu da yüksek olduğundan kendinizi gurbette hissetmiyoruz diyebilirim. İlk yıl tabi bazı zorluklar yaşadım ama bunların çoğu güneş görmeden yaşamak zorunda olmakla alakalıydı. Şimdi bulutuna hasta olduğum şehir o zamanlar üstüme üstüme geliyordu.

Peki neler yapıyorsun? Doktora için tez hazırladığını biliyorum. Biraz daha detaya girelim mi ne dersin? Kimsin, ne iş yaparsın?

Ben aslında İnci Azra’nın annesi kimliğini edinmeden önce son derece hırslı, yüksek motivasyona sahip bir akademisyen adayıydım. Şu anda ise hırsından bir miktar aldırıp yerine bolca evlat sevgisi koyan, bu durumdan da oldukça memnun olan bir akademisyen adayıyım. ODTÜ’de Kimya Mühendisliği lisans ve yüksek lisansı yaptıktan sonra, Londra’ya Imperial College London Üniversitesi’ne yine aynı alanda doktora yapmaya gittim. Çevre ve su kirliliği üzerine araştırmalar yaptım geçtiğimiz 4 yılda. Aslında şimdiye kadar tezimin bitmiş olması gerekiyordu ama yoğun çalışma şartlarından yorulmuş taze bir anne olarak biraz ağırdan almaya karar verdim. Normalden 6-7 ay daha gecikmeli olarak 16 Ocak günü bu işi bitiriyorum. Tez savunmam var….

Sana başarılar diliyorum. Gerçekten küçük bir çocuğa sahip olup bir yandan da akademik kariyerine devam edebilmene çok sevindim. Londara’da yaşamaya evlendikten sonra başladın sanırım; ardından çocuk, bir yandan blog ve doktora… Zor olmuyor mu?

Dediğim gibi ilk yıllar zordu ama sonrasındaki 3,5 yıl derece keyifli geçti ve aynı keyifle devam ediyor… Çocuk aslında o kadar da erken gelmedi. Doktorada laboratuvar ortamında kimyasallarla çalışmak durumunda olduğumdan, biraz ertelemek zorunda kaldık. 3.5 yılın üstüne doğrudum kızımı. Bu da doktoramın deneysel çalışmalarının bittiği zamana denk geliyordu. Dolayısıyla İnci doğduktan sonra çoğunlukla evden çalıştım, okula gitmem gereken zamanlarda da babası baktı. Bir şekilde idare ettik. Blog ise o bambaşka bir tutku oldu bana. Hep tezim bitsin o zaman açayım diye planlıyordum ama baktım ki bloğu açmadığım sürece yazmıyorum, dolayısıyla da yazmadığım her anı, her anıyı yavaş yavaş unutuyorum. Dedim ki tezi bitireyim derken çocuğumun anılarını kaybediyorum, durmanın faydası yok. Başladım yazmaya. İyiki de başlamışım, hem kafamı dağıttığı için teze odaklanmam kolaylaştı hem de daha şimdiden 45 yazılık bir arşivim oldu…

Peki sosyal medya için ne düşünüyorsun? Gördüğüm kadarıyla sosyal medyaya şu an öncelik vermiyorsun ama oldukça iyi gidiyorsun. Tüm bu koşturma içerisinde vakit ayırabiliyor musun?

Sosyal medya 1 yıl öncesine kadar benim hayatımda takip ettiğim gazetelerin haberlerini izlemek biraz da eş dost napıyor görmek demekti. İnci Azra doğduktan sonra ise biraz daha keyifli hale geldi. Benzer yaşlarda çocukları olan annelerle takipleşmek çok faydalı oluyor diye düşünüyorum. Aşağı yukarı aynı süreçlerden geçildiğinden bilgilendirici oluyor. (Tabi bunu söylerken biraz daha fazla takipçisi olan insanlardan duyulup sorgusuz sualsiz kabul edilen tavsiyelerden bahsetmiyorum. Lütfen her tavsiyeyi dikkatlice araştırıp, gerekiyorsa bir uzmana danışmadan uygulamayınız.) Ama ben hala beceremiyorum aktif kullanmayı, 3 gün iyi paylaşıyorsam 4.gün ya internetim olmuyor, ya kız poz vermiyor, ya da ders çalışmam gerekiyor. Blog yazınca ise yazdıklarınızın okunması için bir zorunluluk haline geliyor adeta. Sosyal medya üzerinden yazılarınızın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyorsunuz. Zira kimse boşuna yazmak istemez.

Blog sayfanda çocuk sağlığı, hamilelik ve gezi yazıların da var. Benim ilgimi en çok gurbetçi anneler köşen çekiyor. Ayrıca uzmandan tavsiyeler ve anne tavsiyeleri gibi ilgi çekici köşeler de var. Senin gözlemin nedir? Özellikle ne tarz yazılar dikkat çekiyor?

Ben bu blog işine girene kadar piyasayı aslında çok da fazla takip etmediğimi farkettim. Girince de gördüm ki meğer herkes blogger olmuş. Hepsine saygım sonsuz, ama benimki biraz farklı olsun istedim. Yoksa arada kaybolup gitmem dünyanın en doğal şeyiydi. İsmimi seçerken de vurgu yaptığım gibi Londra’lı anne olmak benim ilk farklılığım olacaktı, çünkü ben aslında yurt dışı tecrübemden de faydalanarak farklı bakış açıları getirecektim olaya. Londra’da bebek-çocuk sağlığı, eğitimi ile alakalı bizim ülkemizden farklı olan yanları görüp bloğumda yazmaya başladıkça düşündüm ki dünyanın her yanı başka bir alem. Şöyle farklı kültürleri biraraya getirsem, zengin bir arşiv oluştursam, hoş olmaz mı dedim.. Şimdilik oluyor çok da güzel oluyor… Almanya’dan Dubai’ye, Londra’dan Kıbrıs’a, Hollanda’dan Romanya’ya bambaşka hikayeler biriktirdik… Bloğumdaki Gurbetçi Anneler şimdilik daha çok doğum anılarına yoğunlaştılar, bundan sonraki hedefim kültürel farklılıklar… Buradan da seslenmiş olayım eğer yurt dışından okuyanlar varsa aranızda lütfen bana bir mesaj atın. Hem tanışır arkadaş oluruz hem de anılarınızı ölümsüzleştiririz. Uzman tavsiyeleri köşem ise bir bilim kadını olarak bloğumun bilimsel yanının güçlü olmasını isteyişimden çıktı ortaya. Bazıları arkadaşım, bazıları akrabam, bazıları ise sosyal medyadan tanıştığım kişiler. Rica ediyorum, sağolsunlar kırmıyorlar. Anne adaylarına ve annelere özel değerli bilgiler birikiyor. En çok ilgi çeken yazı türü ise Gurbetçi Anneler köşesindeki yazılar oluyor. Açık konuşmak gerekirse ben uzman tavsiyelerinin daha popüler olacağını bekliyordum ama yanılmışım. Daha günlük, sade bir dil ve belki duygu yüklü yazılar daha çok etkiliyor okurları.
Sen sormadın ama ben bir şey eklemek istiyorum. Bu köşeler sayesinde aslında ben blog yazarlığının yanında birçok iş yapmış oluyorum. Önce hedef kişiye ulaşmak için bir araştırma yapıyorum, sonra onlarla iletişime geçip yazmaya ikna etmeye çalışıyorum. Yazı istediğim kişi blog yazarıysa sorun yok zaten herşey formatına uygun geliyor.  Blogger olmayan annelerin de bazıları yazmaya yatkın, hevesli oluyor bu da benim işimi kolaylaştırıyor. Bazıları ise beceremeyeceğine inandığından ikna safhası daha uzun sürüyor. Gelen tüm yazıları elden geçirirken editörlük de yapmış oluyorum. Ama en güzel yanı da uzun zamandır yazmak isteyip de yazamayanların ya da hayatında hiç yazmayı denemeyenlerin yazıları yayınlandığında yaşadıkları heyecan ve mutluluk oluyor.

Google en çok İngilizce yazılmış sağlık sayfalarını sever ama sen Londra’da yaşıyor ve iyi İngilizce biliyor olmana rağmen Türkçe bir sayfa hazırlamayı uygun gördün. Neden böyle bir tercih yaptın?

İngilizce yazmak aklımdaki projelerden biri, fakat ana dili Türkçe olan birinin İngilizce blog yazmak için takdir edersiniz ki bir miktar zamana ihtiyacı var. Yani normalin iki katı kadar çaba denilebilir. Bloğumu biraz daha ilerlettikten sonra bazı yazıların İngilizcesini de yazmayı planlıyorum.

Gelelim benim ile ortak olan ikinci noktaya yani İnci Azra’nın alerjik durumuna. İnek sütü intoleransı teşhisi konuldu ve tedavi yöntemi olarak biorezonansı tercih ettin. Bir çok uzman tarafından yeni bir yöntem olduğu için pek kabul görmüyor. Yakın zamanda da olumlu ve olumsuz bir çok deneyimle karşılatım. Deneyimlediğin bu yöntemden biraz bahseder misin?

Bizim ufaklık da son zamanlarda bir çok çocukta gözlendiği gibi inek sütü intoleransı gösterdi. İki aylık kaşlarındaki döküntüler için tamamen tesadüfen götürdüğümüz arkadaşın annesinin biyorezonans konusunda çalışmasıyla biz de bambaşka bir dünyayla tanışmış olduk. Bu yöntem hakkındaki farklı düşünceler kafa karıştırıcı ve evet tedavinin kendisi de bizler için çok yeni olduğundan zaman zaman güvensizlik verebiliyor. Biz uygulanan tedaviden olumlu sonuç alıp, oradan mutlu ayrıldık ama belirtmeliyim ki İnci Azra’nın alerji seviyesi oldukça düşük, tolere edebileceği boyutlardaydı ve bu yüzden tedaviye cevap vermesi de kolay oldu. Daha ciddi alerjik vakalarda çok uzun süren tedaviler gerektiğini duymuştum. Bu yöntemle ilgili bir yazıyı Annece Yorumlar sitesindeki köşemde yayınlamıştım, kendi bloğumda da zaman zaman değindiğim oluyor. Merak edenler ayrıntılar için ziyaret edebilirler.

Sohbetin için çok teşekkür ederim. Başarılı bir yıl diliyorum. Londra’ya selamlar

Ben teşekkür ederim bloğunda bana yer verdiğin için. Londra’dan selamlar

 

Nil Demir’in sosyal medya hesaplarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Facebook: https://www.facebook.com/nilay.keser.77
Instagram: @londoneranne
Twitter: @LondonerAnne
Google Plus: https://plus.google.com/u/0/106253999370401917817
Blog: http://londoneranne.com/

5 Yanıt

  1. Dağınık Anne dedi ki:

    Çok tatlı bir sohbet olmuş, okuması keyfliydi. Biz de tanışmış olduk Nil hnmla 🙂 Alerji zor bir süreç, yanıt almasına da çok sevindim.
    Blog hayatında da başarılar diliyorum. Sevgiler 😉

    • Nil Demir dedi ki:

      Yorumunuz için çok teşekkür ederim, ben de çok keyif aldım bu sohbetten. Bahar’a burdan tekrar teşekkür ederim sayfasında bana da yer verdiği için… kendi bloğuma da beklerim 🙂

  2. Çok keyifli bir söylesi olmus 😊

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir