“Bebekler Korunabilir Dalma Refleksi ile Doğuyor”

Bu hafta konuğum Uluslararası Yüzme Antrenörü Nedret Demir.
Nedret, instagram’da aktif ve anne-bebek sağlığı, moda-alışveriş, sağlık-güzellik konularında paylaşımları var. Beni en çok ilgilendiren kısmı ise yüzme… Yüzme benim en sevdiğim spor dalı ve çocukların ince motor-kas gelişiminde de çok etkili. O nedenle özellikle bu spor dalı ile ilgili sorularım olacak Nedret’e… Ayrıca son zamanlarda kadınların gözdesi olan pilates ile de yakından ilgili. Birkaç önerisini olacaktır eminim.

Merhaba Nedret;
Asıl sorularıma geçmeden önce koşturma içerisinde geçen iş hayatını sormak istiyorum. Bildiğim kadarıyla Bursa, Bodrum ve Hollanda üçgeninde sürekli bir seyahat halindesin. Neler yapıyorsun?
Merhaba Bahar… Soruna cevap vermeden önce şunu belirtmek istiyorum. Ben kendini geliştirmeyi seven ve kadar çok eğitimini alsam da alanımda “Tamam artık oldu artık bu iş” demeyen bir insanım. Çünkü gelişen çağ ve düzende her şeyi o kadar çok tüketiyoruz ki buna karşın her geçen gün yeni bir yöntem, yeni bir oluşum, yeni bir tarz ve eğitim sistemi ekleniyor. Ben ise eğitime ve öğrenmeye her zaman açım ve yeni bilgiler peşinde yurt içi ve yurt dışında koşturuyorum. Eşim işinde uzman bir gemolog. Aynı zamanda mücevherat sektörüyle ilgili ve yoğun olarak yabancı turistlerle çalışıyor. Bu nedenle Bodrum, Hollanda ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde sık bulunuyoruz.

Ben Bursa’lıyım ve 2’inci çocuğum doğduktan sonra bu tempoya ayak uydurmakta zorlanmaya başladım. 1 yıla yakın bir zamandır Bursa’da daha çok vakit geçirir oldum. Benim için Bursa-Bodrum-Hollanda üçgeni bu şekilde gelişiyor ve devam ediyor. Fakat Bursa’yı ne kadar çok sevsem de bebeğimi biraz daha büyütüp bu güzel Bursa maceramı sonlandıracağım. Bebekler için bana yardımcı olan ve unutulmaz anlar yaşamama vesile olan sevdiklerime de sizin röportajınız sayesinde ölümsüz bir teşekkür etmek istiyorum.

Hemen merak ettiğim alanlardaki sorularıma dönmek istiyorum. Yüzmek benim en sevdiğim spor dalı. Hatta elimden gelse balık olarak yaşamaya devam edebilirim 🙂 Benim deneyimlerim büyük macera değil ama inanılmaz zevk alıyorum. Sende de suyun büyük bir tutku olduğunu biliyorum. Biraz yüzücülük geçmişinden bahseder misin?

Babam turizm ile uğraştığından dolayı küçüklüğümde hep sahil beldelerinde bulunduk. Gözümü zaten suda açtım ve bunu spora dönüştürmeye karar vermem ilkokul yıllarımda oldu. 1998’den lise dönemime kadar hep yüzdüm. Daha sonra yüzmeyin üniversiteye kadar bir dönem bıraktım. Üniversitede ise spor takımı seçmelerine katıldım ve okulu temsil edecek sporcuların arasında yerimi aldım. (Açık söyleyeyim, üniversitenin sporcu takımına girmenin popülerlik oluşturacağı ve avantajlı bir durum olduğu için başvurmuştum. Mesela; biz okulu temsil ettiğimiz için devamsızlık sorunlarımız hiç olmadı.)
Üniversite hayatım boyunca da hep yüzdüm. Eğitmenim, Nedret seni diplomalı bir yüzme hocası olarak görmek istiyorum diye diye ve çevremdekilerin de desteği ve Muğla Üniversitesi’nden aldığım eğitim ile Yüzme Antrenörlüğünü bitirdim. Ardından 2013 yılında Amerikan Yüzme Federasyonu (ASCA) onaylı diplomayı da almaya hak kazandım. O yıl Türkiye genelinde bu diplomaya sahip 320 kişiden biriydim.
Aslında çok mütevaziyimdir ama bu bir röportaj ve bu yüzden gönül rahatlığı ile söyleyebiliyorum; yüzücülük için geleceğime oldukça yatırım yaptım. Eğitimlerim devam etmekte ve ben aslında daha olmadım, öğrenecek çok şey var.

Web sayfanda gözüme çarpan bir detay vardı. Anladığım kadarıyla bebek yüzmesi ile de ilgileniyor ve eğitimler veriyorsun. Yüzmenin çocuklar üzerindeki ruhsal ve bedensel olumlu etkileri hakkında herkes hem fikir sanırım ama yine de bir uzmanın ağızından “Bebek yüzmesinin faydaları” hakkında detayları duymak isterim.
Soruna çoğu kişinin bilmediği farklı bir bilgi vererek başlamak istiyorum. Bebekler suyun altında nefeslerini tutabilecekleri bir dalma refleksiyle dünyaya geliyor ve bu refleksi korumalarını sağlayan eğitim programları var. Yurtdışında 25 yılı aşkın süredir bebeklere doğumdan itibaren yüzme dersleri veriliyor. Üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen suyla arası pek iyi olmayan ülkemizde ise bebeklerin yüzebileceği düşüncesi annelerin büyük çoğunluğuna tedirginlik veriyor. Ancak az da olsa yüzmeyle ilgili önyargıları aşıp daha özgür davranan cesur anneler de yok değil.

Bebeklerde yüzmenin faydasını tam olarak anlatsam size destan yazmış oluruz ama kısa ve nokta atışı bilgilerle toparlayayım yüzmenin faydalarını size;
– Bebekler suda bacakları ile daha kolay hareket edebildikleri için bağırsaklarını da çalıştırırlar ve gaz çıkartma, kolik gibi sorunları olmaz.
– Bebeklerin bağışıklık sistemi güçlendirilir.
– Bu aktiviteye katılan çocuklar sosyal iletişimi daha kolay kurabilirler.
– Anne-bebek arasındaki bağı güçlendirilir.
– Fiziksel yetenekleri daha hızlı ve sağlam geliştirilir.
– Bebek yüzmesi, kas güçlendirilmesini ve omuriliğin doğru gelişmesini destekler.
– Dikkat ve konsantrasyon yetenekleri erkenden geliştirilir.
– Çocuklar otoriteyi dinlenmeyi erkenden öğrenirler, daha erken kendilerine sağlıklı bir şekilde güvenip bağımsız olurlar, kreş veya anaokuluna geçmekte zorlamazlar.

Pek fazla olumsuz yanı olduğunu sanmıyorum ama yüzmenin bebeklerde tavsiye edilmediği durumlar neler?
Yüzmenin tavsiye edilmediği durumlar var tabi. Ben bir antrenör olarak; epilepsi, kulak enfeksiyonları, sinüzit ve alerjik bünyeli çocuklarımız için yüzmeyi tavsiye etmiyorum. Bu gibi problemleri olan çocuklarımız için farklı sebepler nedeniyle bu etkinliği doğru bulmuyorum.

Gelelim aletli pilates (reformer) ve crossfit’e 🙂 Gördüğüm kaarıyla ikisi ile de ilgilisin. Yüzücü olmak ve bu işi profesyonel olarak yapmak sporun her dalı ile yakından ilgilenmeyi gerektirir tabi. Bu alanlarda uzmanlığın ne seviyede önce onu sormak istiyorum.
Reformer ve crossfit üzerine özel bir eğitimim yok. Sadece sevdiğim spor dallarından olduğu için ilgiliyim ve büyük bir keyif alıyorum bu spor dalları ile ilgilenmekten.

Peki son zamanlarda bayanların gözdesi olan pilates ve aletli pilates ile ilgili bir soru sormak istiyorum. 3 ay öncesine kadar düzenli olarak reformer’a gidiyordum ve gerçekten işinin uzmanı bir antrenör ile çalışıyordum. Ancak yakın çevremde kişinin sağlık şartlarını ve uygulanması gereken hareketlerin zamanını gözetmeden reformer yaptıran birçok isimle karşılaştım. Bu kadar revaçta olan bir dal olduğu için pilatese gitmek isteyenlere antrenör seçiminde yardımcı olacak önerileriniz var mı?
Antrenörün eğitim düzeyine baksınlar çünkü nerden ve kimden eğitim aldığı önemli.  2 günlük programlara katılıp sonra ben pilates eğitmeniyim diyen maalesef çok insan var. Sağlıkla oynamak bu kadar kolay mı ben de bilemiyorum.  Düşünün hamile pilatesi eğitim sertifikası var ama hiç hamilelik geçirmemiş, hamile bir bayan ile iletişimi ve empati kurabilmesi ne kadar sağlıklı olur? Hamile olan ve hamile pilatesi yapmak isteyenler için tavsiyem şu; bence çok önemli, eğitim verecek kişinin başından bir hamilelik geçip geçmediği mutlaka öğrenilmeli ve bu duruma göre seçim yapılmalıdır.

Röportajlara başladığım süre içerisinde yaptığımız sohbetler bana çok şey kattı. Özellikle kişilerin deneyimlerinden faydalanmaktan yana yurt dışında yaşayan birçok isimle sohbet ettim. Seninle olan sohbetimizi de hepsine sorduğum bir soru ile sonlandırmak istiyorum. Hollanda’da yaşam nasıl? Bir Türk ve özellikle Türk gelenekleriyle büyümüş bir kadın olarak zorlukları var mı?
Öncelikle Hollanda için sunu söylemek istiyorum. Herkes tarafından bilinir ki Hollanda yasakların olmadığı bir ülkedir. Ben hiçbir yasağın olmadığı bir ülkede bir o kadar da akıl almaz bir düzen hiçbir ülkede görmedim. Müthiş bir ülke hele ki Amsterdam’a bayılıyorum, ruhumu yeniliyor, yaşama sevinci veriyor ve özgürlüğümü doyasıya çekinmeden yaşıyorum. Acaba biri bir şey der mi? Biri yanlış anlar şöyle bir kıyafet giydim, işte şuraya gittim, ay bana ne derler vs… Bunları hiç düşünmediğim muhteşem bir ülke.
Tek problemim yemekler! Her ne kadar Türk yemeklerinin özlemini, Türklerin yoğunlukta olduğu yakın ülkelere gidip hasret giderip, midemizi ve gönlümüzü şenlendirmeye çalışsak da bir Türk mutfağının yerini asla tutmuyor. Çok sefer demişimdir, cebimde param var ama ben açım. İnanın bu yüzden bir çok kez dışarıda yemek yemek istemedim ve evde yemek yapma kararı aldım. Markete gidip tavuk alıp eşime sürpriz yapmak istedim. Hollanda’da Türk Mutfağı yapayım dedim ama sonuç hüsran oldu tavuğun tadı ve kokusu o kadar farklı geldi ki o günden beri Hollanda’da tavuk yemiyorum.
Ben Hollanda’da Türk gelenek ve göreneklerine uygun çok güzel yaşıyorum. Bahsettiğim gibi yemek problemim dışında hiçbir sorunum yok. Oda boğazına düşkün biri oluşumdan kaynaklanıyor.
Şimdi diyeceksiniz madem bu kadar güzel niye dönüyorsun?
İnanın böyle daha güzel çünkü hayalini kurduğunuz şeyler yaşam standardınız haline geldiğinde büyüsünü kaybediyor. Vize gibi problemim yok… Alıp çantamı kafam estiğinde gidip geliyorum istediğim kadar kalıyorum zaten. Çocuklarımız Türk kültürü ile anneanne, babaanne görsün akrabalar, eş, dost hep birlikte kocaman bir aile olmak gibisi yok.
Size sorunuzun cevabı ile birlikte bir sosyal mesajımda olsun isterim. Bu hayatta en önemli ve güzel şey ailedir. Bazı geçici menfaatler uğruna hiçbir şey için ailenizden uzak kalmaya değmez. Siz siz olun ailenize sımsıkı sarılın. Göreceksiniz o zaman her şey daha güzel ve anlamlı olacak.

Keyifli sohbetin için teşekkür ediyorum. En yakın zamanda görüşmek ümidi ile.
Ben teşekkür ederim Bahar. Görüşmek dileği ile…

 

Nedret Demir’in sosyal medya hesaplarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Intagram: @anne_bebek_sehir_kulubu
Facebook: Anne Bebek Şehir Kulübü

Kaydet

3 Yanıt

  1. LEZZET TRAMVAYI dedi ki:

    guzel bir roportaj olmuş sevgiler

  2. Keyifli bir röportaj olmus. Yüzmeyi ben de çok seviyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir