Ölümcül Kimlikler

Amin Maalouf abimiz, 1949 yılında Lübnan’da doğmuş, Paris’te gazetecilik ve yöneticilik yapmış ünlü bir yazardır. Kimine göre anlaşılması zor, kimine göre kısa ve net cümleler kuran bir yazar.
Bence 20’li yaşlara kadar zor anlaşılır, 30’a yakın yaşlarda ise sade ve amatörce yazan bir yazar. Ya çok iyi bir yazar, ya da yazıyorum ben anlayana modunda takılıyor benim gibi.
Beş yıldızlı tarih bilgisi takdire şayan. Ama beni kendine çeken iç hesapları var. Haa, aslında kendisine karşı hala çelişkilerim var.
“Ölümcül kimlikler” kitabı mesela, onun kitaplarını satın alamama sebeptir ama itiraf edeyim 3-5 yıldır hala okumadıklarım var. Çünkü şu an 20’li yaşlardaki gibi başarılı bulmuyorum.
“Ölümcül Kimlikler” aynayı kendine tutturan bir kitaptı benim için. Belki de üstüne gül koklamak istemedim :)))
Ben buyum dersin ama derinlerdeki gerçek başkadır dediğine göre. Kitabın mahalle ağzı ile anlatmak istediği şudur aslında “nereden geldiğini unutma gardaş”

Ekşi sözlükte bir vatandaş şöyle demiş:
“Bana ‘içimin derinliğinde’ ne olduğu sorulduğunda, bunda herkesin ‘içinin derinliğinde’ ağır basan tek bir aidiyetin, bir bakıma ‘kişinin derin gerçekliğinin’, doğarken ebediyen belirlenen ve artık değişmeyecek olan ‘öz’ünün var olduğu inanışı yatıyor. Sanki geri kalanın, bütün geri kalanın -özgür insan olarak katettiği yolun, benimsediği inanışların, tercihlerin, kendine özel duygusallığının, yakınlıklarının, sonuçta yaşamının- hiçbir önemi yokmuş gibi.”

Bense zamanında şöyle özetlemiştim bu kitabı:

“Tüketirken tükendiğimiz bir hayatı yaşıyoruz. Tüm kimliklerimiz, aidiyetlerimiz birbiriyle sentezleniyor. Bu sentez yatay ilişkilermiş gibi ama hiyerarşik bir sistemin içerisinde yaşıyor aslında. Hepsi bir tualde birleştiriyor, eriyor. Birleşen tüm kimlikler, bir paletin rengini ifade ediyor. Kendini varedebilmenin tek ve ortak anahtarı tual ahenginde kör olabilmek. Tarihsel bir direnci simgeleyen bu palete giren her renk hiyerarşiyi yapılandırıyor ve destekliyor. Bu şekilde her kimlik kendisini kirletiyor ve matlaştırıyor. Bu kirlilik süreci maddi temellere dayanıyor ve tüm özgürlüklerini tel örgüler arasında aramaya mahkum kılıyor. Yaşadığı yaşamı sorgulayamayan milyonlarca kimlik farklı kültürleri, etnik yapıları, inançsal farklılıklarını bir potada kaynaştırarak yaşamaya mahkum bırakılıyor. Reddetmek tercihini kullanmaya çalışanlarsa yokediliyor. Tel örgülere mahkum olmadan yaşayabilmenin yolu ise tüm yabancılaşmalarımızdan arınıp, maddi kaygılarımızdan kurtulacak bir iradeyle gerçekleşecektir. Yaşam kendisini sorgulayanlar ve kullandıkları iradeleriyle özgürleşecektir.”

Özetle bunu diyor abimiz, ben ondan yanayım..:)
Ama itiraf edeyim ilk defa kapak resmini beğenmediğim bir kitabı öneriyorum. Hiç içeriği yansıtmıyor. Bu da benim çelişkim olsa gerek. Ankara-Çinçinliyim, sanki Milano’da doğdum :))

Kaydet

Kaydet

6 Yanıt

  1. Kasım Tök dedi ki:

    bilgilendirme için teşekkürler.

  2. audrey dedi ki:

    amin maalouf'un kitaplarını çok severek okurum bunu almadım daha ama aklımda..

  3. Birgün Belen dedi ki:

    Kştabın konusu gerçekten güzelmiş. Ben de not ettim en kısa zamanda okuyacağım. Çok da güzel yorumlamışsınız. 😀 http://www.acemiden.com

  4. Söz konusu kitapsa hemen gelir yazıyı incelerim 🙂 Elimde kitaplar bitince tekrar uğrayacağım. Sevgiler. https://bizimmutfakdan.wordpress.com/

  5. Bahar Elkovan dedi ki:

    kesinlikle tavsiye ederim. yıllar önce okumuştm ve hala zihnimdedir

  6. Bahar Elkovan dedi ki:

    her zaman beklerim. bunu okumadıysanız şiddetle tavsiye ederim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir