“T” Kulak Tüpü Ameliyatı

Asya’nın ikinci kulak tüpü ameliyatıyla kulak tüpleri ve kulak tüpü bakımı ile ilgili bir kaç detay daha öğrendik.

İlk kulak tüpü ameliyatına bizi yönlendiren 4-5 ay boyunca kulakta oluşan ve tüm ilaç ve yöntemlere rağmen yok olmayan sıvı birikimiydi. Bunun yanı sıra bir kaç gözlemimiz daha oldu günlük yaşantıda. Hafif olsa bile soğuk algınlıklarında ilk etapta kulağı etkileniyor ve kulak ağrısı yüzünden her defasında acile gitmek zorunda kalıyorduk. Konuşmadaki eksiklerini de bu dönemde fark ettik ve terapiste gitme kararı aldık. Uykusu çok düzenliyken uyku problemleri belirdi. Asabiyetle beraber yüksek sesle konuşması işitme kaybının en önemli belirtisiydi. Ayrıca zaman zaman olmayan sesleri duyduğunu söylüyordu. Mesela; kapı çalmıyorken “Kapıyo neden açmıyorsun anne?” ya da “Aaa Elif’in sesi geliyor.” diyip kapıyı açıyordu. Ve birde zaman zaman da olsa baş dönmeleri…

Bu tüp ilk ameliyat sonrası Eylül ayında Asya’nın kulağından düşen tüp.

İlk tüp 2016 Şubat ayında takılmıştı. O zaman 5-6 ila 1 yıl arasındaki bir sürede kendi kendine düşen kısa süreli tüp takılmıştı. Ve bu tüpler 2016 Ekim ayında kulak zarı kapanarak düştü. Birisinin düştüğünü biz fark etmedik bile. Doktor muayene esnasında düştüğünü söyledi. Diğeri ise düşmüş ama kulağının içerisinde kalmıştı. Doktor cımbız gibi birşein yardımıyla aldı.

İlk yapılan geniz eti ve kulak tüpü ameliyatı ile ilgili detayları daha önce yazmıştım. Dilerseniz okuyabilirsiniz.

Bu süre zarfında denildiği gibi tüm önlemlerimizi aldık ve kulağı koruduk ama tüpler düştükten hemen sonra kulak ağrıları yeniden başladı. Hatta öncekilerden daha şiddetli bir şekilde. Geniz eti de alındığı halde neden bu kadar sorun yaşadığına anlam veremedik. Çünkü ameliyat eden doktorumuz her muayene gayet iyi olduğunu söylüyor ve bir defasında “kulak tüpü ameliyatlarından sonra gördüğüm en iyi bakılmış kulak” bile demişliği oldu. Tabi bu süre zarfında işitme ya da her hangi bir başka test yapılmadı Asya’ya. Ameliyat sonrasındaki olumsuz belirtiler düzelmişken neredeyse hepsi geri geldi.

Şubat tatilinde Asya’yı Ankara’ya götürdük. Götürmüşken çok iyi olduğuna ve deneyimlerine güvendiğimiz Profesör’e de götürmek istedik. Doktor ilk muayenesinin ardından kulağa frekans vererek iç kulaktaki sıvı seviyesini ve bununla beraber işitmesindeki kaybı test etti. Bu frekans verilerek yapılan testi ben Asya’da uygulandığını görmedim. Ameliyat öncesi yapılmış olan bir test vardı ama o sadece işitme oranını ölçüyordu. Belki de uygulama yöntemi farklıdır kimsenin günahını almak istemem.

Ama şöyle bir durum var ki… Asya’nın bu test sonrasındaki gördüğümüz sıvı birikimi değerleri olması gerekenden çok çok yüksek ve doktor “kulağı kaybetme noktasına gelmişsiniz.” dedi. Kulaktaki sıvı jöle kıvamına gelmiş ve kulağın bunu atması imkansız hale gelmiş. Bu jöleleşmiş sıvı da kulağa giren sesin çıkması gereken sürede çıkamayıp aynı zamanda uğultulara sebep olduğunu söyledi. Tabi bu şekilde yaşamak Asya’nın yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkiliyor. Kulağa sıvı birikmeye devam ettikçe de ilerleyen günlerde kalıcı duyma kayıplarına neden olabilirmiş.

Bu arada bize kulak koruması ile ilgili önerilen yöntemlerin yanlışlıklarından da bahsetti. Buradan da şu sonuç çıkıyor kimi doktor anlaşmalı olduğu firmalara müşteri paslamak adına bizleri eksik ya da hatalı yollara yöneltebiliyor. Yine tabi bir kaç örnekle tespittiğim bu konuda da kimsenin günahını almak istemem. Sadece doktorluk biraz olsun idealist yönü olan bir meslektir. Sağlık söz konusu ve bir insan için paradan başka önemli noktalar da var. Mesela; bir insanın hayatına dokunmak, iyi etmek iyileştirmek söylerken bile kulağa bu kadar hoş geliyorken neden bazen para daha mutlu eder ki insanı. Umarım hayat herkesi idealist doktorlarla karşılaştırır.

Hemen buraya Asya’nın ameliyata girmeden önceki videolsunu ekliyorum. Burada asansör beklerken Asya’ya cesaret iğnesi vurdular. Biraz sersemletiyor ama tüm aile oldukça gerginken Asya’nın kahkahaları bizim tüm stresimizi aldı. O kadar keyifle girdi ki ameliyata beklemenin en zor olduğu ameliyat kapısında oldukça rahattık. Bu arada ameliyata yanından ayırmadığı sarı yastığıyla girdi 🙂

Resimli örneklerle ameliyat sonrası kulağı koruma yöntemlerini de yazacağım bir kaç gün içerisinde…

Sonuç itibariyle Asya’ya Ankara’da acilen bir ameliyat yapıldı. Bu kez kısa süreli tüp değil, “T” tüp denilen uzun süre kalan ve kulağın nadir attığı bir tüp takıldı. Bu tüp yine doktor müdehalesi ile çıkarıyor. Bu tüpün ufak bir dezavantajı var ama bunu dezavantaj olarak sayarsak. Kısa süreli tüpte kulaktaki delik kapanıyor ve böylece tüp düşüyor, “T” tüpte tüp kulakta 5 yıl kadar kalıyor. Nadiren çok alerjik bünyelerde ve mevsimler şartlara da bağlı olarak 2-3 yıl içerisinde düştüğü oluyormuş. Ancak; çok uzun süre kulakta kaldığı için tüpü takmak için kulak zarına açılan deliğin etrafı nasırlaşıyor ve alındıktan sonra kapanması 1 yılı buluyormuş. Bu süre zarfında kulağı tüp varmış gibi korumak gerekiyor. Kapanmadığı takdirde yine ufak bir operasyonla yamalama yapılıyormuş.

İkinci ameliyatta Asya’nın kulağına takılan “T” tüp ve diğer tüp çeşitleri

Asya’nın “T” tüp ameliyatının üzerinden bir ayı geçkin bir süre geçti. Ameliyat sonrası yakın zamanda üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmesine rağmen şükür kulaklarla ilgili bir sorun yaşamadık. Bize daha önce önerilen kulak tıpasının tüpün düşmesini hızlandırdığı için yanlış bir yöntem olduğunu söylemişti o nedenle yeni kulak tıpası ve koruyucu bant aldık. Bunların hepsini örnekleri ile yakın zamanda yazacağım.

Çocuklar lütfen hasta olmasın

Sağlıklı günler 🙂

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Kaydet

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir