“Nefesle Karnınızdaki Bebeğinize Yaşam Enerjisi Gönderin”

Bu hafta konuğum benim gibi Ankara’lı Eda Öztürk Davaslıgil. Endüstri Mühendisi olmasına rağmen kendisine farklı bir yol çizerek Hindistan’da dünyadaki tek yoga üniversitesi olan sVYASA’nın İstanbul’daki temsilciliği İstanbul Yoga Merkezi’nde yoga eğitmenliği sertifika programına katılıp, Dubai’ye yerleşmiş.

Dubai’de aldığı SallyParkes ile Hamile Yogası eğitiminin ardından bu alanda profesyonel hizmet vermeye başlamış. Alanında oldukça donanımlı olan Eda, sağlıklı yaşama dair deneyimlerini blog sayfasına taşıyor ve oldukça ilgi çekici bir sayfası var. Eda ayrıca onu takip edenler ile anneliğe dair tecrübelerini de paylaşıyor.

Ben Eda’yı Annece Yorumlar’da yazarlık yaptığım dönemde tanıdım. Asya’ya hamile iken Hamilelik Yoga’sı yapmıştım ve oldukça faydasını görmüştüm. Aslında özellikle bu konu üzerine Eda ile sohbet etmek istedim ama bloğunu incelerken ilgimi çeken farklı konular da oldu. Eda’yı hemen sizlerle tanıştırmak istiyorum. O yüzen uzatmadan röportaja geçelim.

Merhaba Eda, biraz olsun senden bahsettim ama eklemek istediklerin var mı? Endüstri Mühendisliği alanında çalışıyorken yoga merakı nereden geldi?
Üniversitede eğitimimi tamamladıktan sonra bir çok kişi gibi ben de eğitimim paralelinde otomotiv sektöründe kurumsal bir firmada çalışmaya başladım. 7 yıllık profesyonel çalışma hayatım sonrasında kendimi, hayattan beklentilerimi, yapmak istediklerimi sorgularken buldum. Ve hayalime giden yolun bu olmadığına karar verip o zamanki iş hayatımdan ayrıldım. Hemen sonrasında o anki arayışımı tam anlamıyla tamamlayacağını düşündüğüm yoga eğitmeni sertifika programına katıldım. Yoga birçok kişi tarafından bilinenin aksine bir spor dalı değil, hayatınızı tümüyle ele alan bir öğreti. Hayata bakış açınızı derinlemesine irdeleyen bir felsefe.

Blogunu incelediğimde uzmanlık alanın olan yogaya dair birçok detay fark ettim. Nefes tekniklerinden, hamileler için yogaya ve sağlıklı beslenmeye kadar birçok konuda yazı var. Hepsinin detaylarına yer vermişsin. Benim yoga ve sağlıklı beslenmeye dair merak ettiğim şey dönüşlerin nasıl olduğu. Yani hedeflediğin kitleyi yakaladın mı?
Şu anki bloğumu bir kaç ay önce hayata geçirdim. Öncesinde farklı platformlarda sağlıklı yaşam ve yoga ile ilgili ayrı blog sayfalarım vardı, www.saglikliyasamadair.com sayfası yeni tasarımı ve içeriğiyle aslında yeni gözbebeğim. Sağlıklı beslenme, farklı tarifler, yoga, nefes çalışmaları, meditasyon, felsefe kitapları günlük hayatımın odağındaki konular. O yüzden içerik de buna paralel oluşuyor. Bu yapısıyla da birçok blog sayfasından ayrıştığını düşünüyorum. Bu nedenle istenen kitleye ulaşması zaman alabilir. Ancak zaten kitlelere hitap etmekten ziyade gerçekten konuya ilgisi olan ve derinine inmek isteyen kişilere ulaşmak istiyorum. En büyük hedefim okuyuculara ve takipçilere ilham olmak. Takip eden kitle ile iletişimimize baktığımda bunu büyük ölçüde yakalayabildiğimi düşünüyorum. Bu sayfaya biraz da kendim için bir arşiv gözüyle bakıyorum. İleride benim de ihtiyacım olacak olan notları burada derliyorum diyebilirim. O yüzden bu tarz yazıların devamı gelmeye devam edecek.

“Nefes” yaşam demek ya ben de sadece nefes diyerek geçiştirmek istemiyorum. Nefes tekniklerini uygulayan biri olarak doğru nefes almanın insanın hayatını nasıl iyileştirdiğini de çok net bilenlerdensin, bunu deneyimliyorsun. Özellikle bloğunda Pranayama çalışmasını okuyorum. Pranayaam çalışmlarında, iki burun deliğini kullanarak nefes alıp veriyoruz. Sağlıklı yaşamın en temel ve etkili uygulamalarından biri. Bu nedenle bu nefes şeklini biraz açar mısın, hayatımıza ne gibi katkıları var, nasıl uygulanıyor? Pranayama çalışması yaparak hayatımızı değiştirebilir miyiz?
Kesinlikle… Prana bir anlamda yaşam enerjisi demek, yaşamak için nefes almamız gerekiyor. Bazı öğretilerde insan hayatındaki nefesin sayılı olduğu söylenir, bu nedenle nefesimizi yavaş alıp verdiğimizde yaşamımızın da uzadığı söylenir. Sinirlendiğimiz, heyecanlandığımız anları hatırlayalım, nefesimizi kısa kısa ve sık sık alıp veriririz. Sakinlikten eser yoktur. Eğer duygular nefese etki ediyorsa, nefes de duygulara etki edebilir. Bu yüzden nefes yavaşlatılırsa duygu durumu da daha dingin hale gelir. Sakinken mi yoksa diğer durumdayken mi sağlıklı kararlar alırsınız? Bir iş görüşmesinde heyecanlıyken mi yoksa sakinken mi daha doğru cevaplar verirsiniz? Bu açıdan baktığınızda nefes ile hayatımızı değiştirmek mümkün. Bir de bunun fizyolojik etkisi var elbette. Ağız yerine burun deliklerinden nefes almak nefesi hem yavaş almanızı hem de eşit oranda almamızı sağlıyor. Aslında nefesi yavaşlatmanın yegane yolu onu dışarı itmeden yavaşça vermekten geçiyor. Ağızdan verilen nefes burundan verilene göre daha hızlıdır. Bu yüzden burundan nefesin kendi hızında çıkmasına izin verirseniz, bir sonraki nefesi yavaş almaya başladığınızı fark edersiniz. Bu çalışmaları sadece kendimizi sakinleştirmek için değil, günlük hayatta özel zaman ayırarak veya aklımıza geldikçe televizyon izlerken, ofiste, otobüste, araba kullanırken yapabiliriz. Aklımıza gelen her an pratik yaparsak zamanla nefesimizin ritmi de değişir ve buna paralel bir şeylerin değişmeye başladığını da fark edebiliriz.

Seni tanıtırken ilgimi çeken ilk noktanın gebelik yogası konusunda uzmanlığın çekmişti demiştim. Ben Asya’ya hamileyken gebelik yogasına gittim ve ruhen çok olumlu sonuçlar almamın yanı sıra normal doğum esnasında da işimi oldukça kolaylaştırdı. Hamilelere, daha doğrusu yoga yapmak için salona gitme şansı olmayan hamilelere önerilerin var mı? Hamilelik sürecini rahat atlatmak için neler yapmalılar?
Ben hamile yogası eğitmenlik sertifikamı hamile iken aldığım için hamile yogası alanında kendim de tecrübe ederek uzmanlaştım. Bu nedenle hamile yogasının yeri bende ayrıdır. Hamilelik çok farklı bir deneyim. Bunun yanı sıra içinde birçok stresi de barındırıyor. Hele ki ilk bebek ise, her şey yolunda gitse bile anne adayının kafasında birçok soru işareti olabiliyor. Zaten böyle olması da çok doğal. Hamile yogası fiziksel olarak anne adayını doğuma hazırlarken, doğum sonrasında bebeğini taşıması için güçlü kaslara ulaşmaya da zemin hazırlıyor. Bunun yanı sıra her seansta özellikle doğum esnasında kullanılabilecek nefes teknikleri çalışıyoruz. Ayrıca anne adayının bebeği ile ilk iletişimini sağlıklı bir şekilde başlatmak açısından da çok faydalı. Ona odaklanmak, onu hissetmek, güzel hisler ve düşünceler için hem kendi hem de bebeği için bir zaman ayırmış oluyor. Bildiğiniz üzere anne nasıl ise bebek de öyle oluyor. Ben buna çok inanıyorum. Anne yoga ile stresinden uzaklaşırken, doğuma yaklaşırken kendisine ve bebeğine daha çok güvenmeye başlıyor. Hamile yogasına gitmek için zamanı veya imkanı olmayan anne adaylarının mümkünse her gün 5-10 dakika sessiz bir yerde rahat bir pozisyonda oturmasını veya uzanmasını, bir elini karnına koymasını, burnundan derin nefes alarak bebeğine yaşam enerjisi göndermesini ve yavaşça nefesini bırakmasını tavsiye ederim. Nefesi tutmamayı öğrenmek bile doğum öncesi bedeni gevşetmek açısından çok faydalı olacaktır. Bu çalışmalarla birlikte hamilelik süresini rahat atlatmak için sadece kendine ve bebeklerine odaklanıp zihinlerini olabildiğince gevşek ve sakin tutmalarını öneririm. Ne olursa olsun bu özel sürecin tadını çıkarmaya bakmak gerekiyor diye düşünüyorum.

Gelelim ilgimi çeken ikinci alana; Baby Led Weaning yani BLW’ye☺ Yani sen de bebeğin ek gıdaya geçiş sürecini kendi kendine beslenmesini sağlayarak yönetenannelerdensin. Bu yöntem birçok yeni nesil annenin tercihi ama geleneksel anneler için biraz kabulü zor bir yöntem. Bebeğin el göz koordinasyonundan, sevdiği yiyeceği tespit edebilmemize kadar birçok yararı var. Sence bu yöntem ne kadar başarılı?
Bebeklerin ek gıdaya geçişi sanırım her anne için heyecanlı bir süreç desek yanlış olmaz. Ben de bebeğim 6.ayını doldururken oldukça sabırsızlanıyordum. Geleneksel yöntem ile BLW yöntemi arasındaki en temel fark bence amaç. Yani bir kaç ay sabredip bebeğinizin sizinle aynı masaya oturup siz yemeğinizi yerken onun da kendi ellerini kullanarak kendi kendini beslemesini mi istiyorsunuz, yoksa onu tek başına ‘doyurup’, ağzına birşeyler tıkıştırıp doyduğuna emin olmak mı istiyorsunuz? Ben bebeğimin hep aynı dokuda, bulamaç haline getirilmiş ve farklı tatları deneyimleyemediği beslenme şeklini tercih etmeyenlerdenim. Onun da tercih hakkı olduğunu düşünüyorum. Ben ona besinleri onun yiyebileceği, aynı zamanda ne olduğunu ne yediğini anlayabileceği şekilde sunup, rengini, kokusunu, dokusunu, tadını tecrübe etmesi için fırsat vermek istiyorum. İlk 1 yılın insan hayatında beslenme açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. BLW yönteminin sindirim problemleri, obezite gibi sağlık sorunlarından da uzak tuttuğuna inanıyorum. Ama en önemlisi bebeğim 2-3 yaşına geldiğinde hala elimde tabakla arkasından koşmak istemiyorum. Veya önüne tablet açıp, o farkında varmadan bir şeyler yedirmeye çalışmak istemiyorum. Bu yüzden bizimle aynı saatlerde aile masasında beslenmesinin birçok davranışı da temellendirdiğini düşünüyorum. Şu ana kadarki deneyimime göre o da bundan çok keyif alıyor. Kısa sürede tanıştığı sayısız sebze, meyve, tahıllar bir açıdan onu tek tip beslenmeden de uzak tutuyor. Bebekler düşündüğümüzden daha çok şeyi yapabilme kapasitesine sahipler. Yeterki doğru zamanı gözlemleyip onlara fırsat verelim. Sonuçta bebeğinizi sürekli kucağınızda tutarsanız da bir anda emeklemeye başlaması çok güç. Bu onun gibi bir şey. Ulaşmak istediği noktayla ilgili egzersiz yapmasına imkân tanıyıp onu yüreklendirmeyi çok yerinde buluyorum.

Geçtiğimiz günlerde yine BLW yöntemi ile beslenmeyi uygun gören Berna Mutlu Aytekin ile röportaj yapmıştım. Oldukça ilgimi çeken bir konu bu o yüzden BLW yöntemini uygulamak isteyen annelere bir tavsiyen var mı diye sormak istiyorum?
En büyük tavsiyem sabır 🙂 Hiçbir şey bir anda olmuyor. Biliyorum anneyiz ve hepimiz o parçayı alıp onun ağzına vermek istiyoruz. Doyduğundan emin olmak istiyoruz. Bazen dayanamıyoruz da. Ama bunu ne kadar az yaparsak bebeğimiz  de o kadar çok bunu kendi başına yapmak durumunda kalacak. Ne kadar çok denerse o kadar çabuk öğrenecek. Zaten bu aylarda anne sütü veya formül mama hala bebeğin beslenmesinde ana gıda. Adı üstünde bunlar ek gıda. Bunun haricinde bebeğin karşısında geçip izlememek de kilit noktalardan biri bence. Annelere tavsiyem, bebekleri ile birlikte yemek yesinler ve onun bu çabasının tadını çıkarsınlar. Çünkü o minik parmaklarını cımbız gibi kullanarak ağızlarına bir şey götürmeleri ve yemeleri bana kalırsa mucizevi bir şey.

Blogda Sağlıklı Beslenme alanında ise alışılmışın dışında tarifler ve öneriler var. Sağlıklı beslenme alanında bir uzmanı bulmuşken hemen kesin kural olan önerileri soralım sana☺ Sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazları neler?
Bence en önemli nokta denge. Hayatımızın her anını yüzde yüz sağlıklı beslenerek geçirmemiz mümkün değil. Bir öğünde kaçamak yaptıysanız diğer öğünde bunu toparlama fırsatı var. Kaçamak yapıp sürekli pişman olmak çok yersiz. Benim felsefem o anın tadını çıkarmak ve bir sonraki öğünde toparlamak, eski çizgime geri dönmek. Diğer türlü bu iş psikolojik iç savaşa döner:) Eğer bir gün ipin ucu kaçtıysa ertesi gün kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Günlük ve haftalık olarak vücudun alması gereken protein, karbonhidrat, yağı dengelemek gerekiyor. Yine konu dengeye geliyor yani. Bir diğer konu ise abartmamak. Herşeyin fazlası zarar. Bir besin faydalı diye onu çılgınca tüketmek onun faydasız hale getirir. En çok gözlemlediğim bir başka şey ise bir gıdaya ‘kilo yapıyor’ damgası vurmak. Bu tarz o kadar çok soru geliyor ki çevremden. Hep diyorum; hiçbir gıda tek başına bir şey yapmaz. Önemli olan onu ne zaman, nasıl, ne ile, ne sıklıkta tükettiğiniz. Kuruyemiş kilo aldırır gibi ezbere bilgiler çok doğru değil. Mesela çiğ fındık, badem, fıstık faydalıdır. Tabi ki akşamları öyle bir oturuşta avuç avuç kavrulmuş kuruyemiş yemekten bahsetmiyorum. Örneğin kahvaltınıza veya ara öğününüze 2 ceviz eklemek aksine çok faydalıdır. İlk olarak bakış açımızı bu yönde değiştirmemizde fayda var. Tabi ki sağlıklı beslenmek tek başına yetersiz, egzersizi dönemsel olmaktan çıkarıp hayatımızın bir rutini haline getirmemiz şart. Bunun için de geçici hevesle başlanan sporlardan ziyade sevdiğimiz uğraşları bulmak kilit nokta diye düşünüyorum.

Benim gibi kefir mucizesine inananlardansın sanırım. Kefiri neden kullanmaya başladım ve bu aralar kefirle alternatif tarifler soranlar var. Senin de kefirliönerilerin varsa tavsiyelerini almak isterim.
Kefiri en çok smoothilerde, yoğurt gibi yulaf ezmesi ve meyve ile tüketmeyi seviyorum ve bildiğimiz yoğurt çorbasının farklı bir versiyonunu yaparken kullanıyorum. Yoğurt çorbasında yoğurt yerine kefir kullanıyorum, pirinç yerine de karabuğday kullanıyorum. Favori çorbalarımdan biri oldu 🙂

Son olarak Dubai’yi sormak istiyorum. Dubai’de yaşam nasıl? Mutlu musun?
Dubai’yi Müslüman bir ülkenin avrupai şehri olarak tanımlayabilirim. Orta doğuya karşı ön yargılı yaklaşım Dubai ile farklı bir boyut kazanıyor. Ben burayı hiçbir yere benzetemiyorum. Halkın yalnızca yüzde 10-15’i yerli, kalanı yabancı. Bu kadar çok milletten, bu kadar çok farklı kültürden, dilden, dinden insanın aynı şehirde huzurla yaşaması beni çok şaşırtıyor. Bunda yöntemin başındaki kişilerin büyük etkisi var. Mesela Dubai’de Hoşgörü ve Mutluluk Bakanlığı var. Odakları mutlu bir topluma ulaşmak için hükümet planları, programları ve politikaları arasında uyumu yakalamak ve topluma temel değerlerden biri olan hoşgörüyü yerleştirmek. Ne kadar ilginç değil mi? İnsanların güler yüzü ve ortamın güvenli oluşu kendinizi iyi hissettiriyor. Etrafta çok fazla bebek ve küçük yaşta çocuk görmeniz mümkün. Hatta bebek arabalarının çoğu ikili olanlardan. Bir çok kişi çocuk büyütmek için çok uygun bir yer olduğunu düşünüyor. Bunların haricinde en büyük sorun yazın çok sıcak olması. 50 dereceleri görüyoruz:) Ama Kasım-Mayıs arası her ay denize girmeniz mümkün.

Güzel sohbetin için teşekkür ederim. Oldukça sağlıklı bir röportaj oldu. Hepimize şifa olsun ☺
Böyle bir proje başlatıp, bu platformda farklı kişilerle bizi buluşturduğun için ben teşekkür ederim. Bu işi hakkını vererek ve severek yaptığın çok belli. Emeğinesağlık. Keyifle takipteyim. Sevgiler.

Eda Öztürk Davaslıgil’in sosyal medya hesaplarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.
Facebook: https://www.facebook.com/saglikliyasamadairr/
Instagram: @saglikli_yasama_dair
Twitter: @saglikli_yasama
Google Plus: Eda Öztürk Davaslıgil
Blog: www.saglikliyasamadair.com

Kaydet

3 Yanıt

  1. aslı dedi ki:

    Tüm hamile arkadaşlarıma önereceğimiz bir söyleşi olmuş (:

  2. Ben hamileyken nefesin önemini bilmiyordum sonradan ögrendim. Blogu inceleyecegim 😊

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir